Sabahattin TURAN
Bazı insanlar vardır, sözü şarkı söyler gibi değil, insanın
içine dokunur gibi söyler. Barış MANÇO da bu topraklarda sözü sadece
söylemeyen, sözü taşıyan adamlardandı. Onu dinlerken insan, bir türkü değil
de sanki mahallenin büyüklerinden bir nasihat duyuyormuş gibi hisseder. Çünkü anlattığı
şey, sahnenin değil, hayatın meselesiydi.
Bizde insan önce selamla ölçülür. Selamı eksik olanın cümlesi
de eksik olur, niyeti de. Ama bakıyorum, kalabalık büyüdükçe selam küçülüyor. Herkes
birbirinin yüzüne bakmadan konuşuyor, birbirinin yükünü görmeden hüküm veriyor.
Oysa insan dediğin, önce durur, sonra tartar, en son konuşur.
Herkesin elinde bir hesap var ama kimse kendi hesabını sevmiyor. Başkasının defteri daha cazip geliyor. Orada sayfalar hep kabarık, hatalar hep daha görünür. Kendi defterimize gelince, sayfalar ya kapalı ya da üstü örtülü. Halbuki asıl kayıt, insanın cebinde değil, vicdanında durur. Oraya yazılanı ne kalabalık siler ne zaman eskitir.
Bizim memlekette “garip” çoktur. Garip dediğin,
bazen parası olmayan değil, sesi duyulmayan olur. Bazen kimsenin omzuna el koymadığı,
bazen kimsenin gözünün içine bakmadığı… İnsanın kaç okka geldiği tam da orada belli
olur. İyilik zaten bağırarak dolaşmaz; sessizce olur ama izi uzun sürer.
Mal mülk meselesine gelince… İnsan sandığını doldururken
içini boş bırakabiliyor. Sahip olduklarını taşırken, fark etmeden kendini kaybediyor.
Yük ağırlaştıkça yolu yokuş sanıyor. Oysa bu yolculukta kimse yanına sandık almıyor.
Giden hafif gidiyor. Ağır olanlar hep arkada kalıyor. Buna kader diyoruz ama çoğu
zaman kendi yaptığımız yükü sırtlanıyoruz.
Bir de şu meşhur “birileri” var ya… Hesap
hep onlara yazılıyor. Böylece insan kendi defterini kapalı tutuyor. Oysa defter
dediğin şaşmaz. Sayfalar bazen geç açılır, doğru. Ama hiç açılmamak gibi bir huyu
yoktur. Gün gelir, insan kendi yazısını kendi gözüyle okur. En zor okuma da odur
zaten.
Dünya uzun bir yol sofrası gibidir. Kimi çok yer, kimi
az. Ama yol bitince kim ne yedi diye sorulmaz; kim ne paylaştı diye bakılır. Tabaklar
toplanır, masa dağılır, geriye insanın niyeti kalır. Aynaya bakacak cesareti varsa,
insan kendini orada görür.
Belki de Barış MANÇO’nun bize asıl hatırlattığı şey şuydu: Büyük adam olmak zor iştir, ama iyi insan olmak mümkündür. Selamı eksik etme, garibi incitme, gücüne güvenip kimseyi ezme. Çünkü bu memleketin defteri çabuk kapanmaz. Yol biter, sahne kapanır, ışıklar söner… Ama herkes eninde sonunda kendi defterini kendi eline alır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder