23 Şubat 2026 Pazartesi

ATIKLAR KONUŞUR, İNSAN SUSAR

 Sabahattin TURAN


Bazen bir şehrin en dürüst cümleleri çöplüklerin kenarında fısıldanır. Kimsenin bakmadığı, kimsenin sahiplenmediği o yığınlarda, hayatın aceleyle bırakılmış izleri durur. Kırık bir fincan, yarısı kalmış bir defter, modası geçmiş bir gömlek… Hepsi, bir zamanlar bir hikâyenin içindeydi. Şimdi ise sessizce anlatırlar: “Bir vakitler işe yarıyorduk. Bir vakitler birine aittik.”

İnsan konuşmayı unuttuğunda, eşyalar hatırlamaya başlar. Aslında biz susmayız da daha çok içimize çekiliriz. Günlerin telaşı, zamanın hızlanmış adımları, dikkatimizi dağıtan onca şey arasında kelimeler yer bulamaz kendine. O yüzden anlatmak yerine bırakırız. Bırakmak kolaydır; vedalaşmak ise zordur. Atmak, çoğu zaman bir veda biçimidir: Eşyaya, zamana, eski bir hâlimize…



Atık, yalnızca fazlalık değildir; geride kalmışlıktır. Bir niyetin yarım kalışı, bir hevesin sönüşü, bir alışkanlığın değişmesi… Çöp poşetlerinin içinde yalnızca maddeler değil, küçük hayat parçaları da taşınır. Bir çocuk oyuncağı, büyümüş bir çocuğun sessizliğini saklar. Eski bir ayakkabı, yürünmüş yolların yorgunluğunu. Sararmış kâğıtlar, bir zamanlar önemli olan şeylerin artık hatırlanmadığını söyler.

İnsan sustuğunda, belki de kendini korur. Her şeyi dile getirmek mümkün değildir. Bazı yükler kelimeye dönüşmeden bırakılmak ister. Atmak, bu yüzden bazen hafiflemektir. Fakat geride kalan şeyler, kendi dilleriyle konuşmaya devam eder. Onlar bağırmaz; hatırlatır. “Buradaydım” derler. “Bir hayatın içinden geçtim.”

Bir şehir, çöplerine bakılarak da anlaşılır. Ama bu, bir yargılama değil, bir okuma biçimidir. Nasıl yaşadığımızı, neyi sevip neyi geride bıraktığımızı, neye tutunup neyi bıraktığımızı fısıldar atıklar. Bir bakıma, insanın görünmeyen günlüğüdür onlar. Yazılmamış ama birikmiş bir günlük.

Belki de asıl mesele, suskunluğun kötü olması değildir. Asıl mesele, bu suskunluğun neye dönüştüğüdür. Eğer suskunluk bir dikkat, bir fark ediş, bir incelik hâline gelirse; atıklar da daha az konuşur. Ama suskunluk yalnızca unutmaksa, ertelemekse, görmezden gelmekse; o zaman geride kalanlar daha çok şey anlatır.

“Atıklar konuşur, insan susar” derken, belki de şunu kastediyoruzdur: İnsan geçip gider, iz bırakır. Kimi zaman bu iz bir cümlede kalır, kimi zaman bir hatırada, kimi zaman da bir eşyanın son durağında. Ve dünya, bizim söyleyemediklerimizi saklamayı sürdürür.

Belki bir gün, daha yavaş yaşadığımızda, daha dikkatli baktığımızda, daha az attığımızda ve daha çok hatırladığımızda… Atıklar da susmayı öğrenecek. O zaman, insanın sesi yeniden duyulur olacak. Ama bu kez yüksek değil; derin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BUGÜN BAYRAM-BARIŞ MANÇO

  Sabahattin TURAN Sen gittin gideli İçimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi...