Sabahattin TURAN
Bazen bir şehrin en dürüst cümleleri çöplüklerin
kenarında fısıldanır. Kimsenin bakmadığı, kimsenin sahiplenmediği o yığınlarda,
hayatın aceleyle bırakılmış izleri durur. Kırık bir fincan, yarısı kalmış bir defter,
modası geçmiş bir gömlek… Hepsi, bir zamanlar bir hikâyenin içindeydi. Şimdi
ise sessizce anlatırlar: “Bir vakitler işe yarıyorduk. Bir vakitler birine
aittik.”
İnsan konuşmayı unuttuğunda, eşyalar hatırlamaya başlar. Aslında biz susmayız da daha çok içimize çekiliriz. Günlerin telaşı, zamanın hızlanmış adımları, dikkatimizi dağıtan onca şey arasında kelimeler yer bulamaz kendine. O yüzden anlatmak yerine bırakırız. Bırakmak kolaydır; vedalaşmak ise zordur. Atmak, çoğu zaman bir veda biçimidir: Eşyaya, zamana, eski bir hâlimize…
Atık, yalnızca fazlalık değildir; geride
kalmışlıktır. Bir niyetin yarım kalışı, bir hevesin sönüşü, bir alışkanlığın
değişmesi… Çöp poşetlerinin içinde yalnızca maddeler değil, küçük hayat
parçaları da taşınır. Bir çocuk oyuncağı, büyümüş bir çocuğun sessizliğini
saklar. Eski bir ayakkabı, yürünmüş yolların yorgunluğunu. Sararmış kâğıtlar,
bir zamanlar önemli olan şeylerin artık hatırlanmadığını söyler.
İnsan sustuğunda, belki de kendini korur. Her
şeyi dile getirmek mümkün değildir. Bazı yükler kelimeye dönüşmeden bırakılmak
ister. Atmak, bu yüzden bazen hafiflemektir. Fakat geride kalan şeyler, kendi
dilleriyle konuşmaya devam eder. Onlar bağırmaz; hatırlatır. “Buradaydım”
derler. “Bir hayatın içinden geçtim.”
Bir şehir, çöplerine bakılarak da anlaşılır. Ama
bu, bir yargılama değil, bir okuma biçimidir. Nasıl yaşadığımızı, neyi sevip
neyi geride bıraktığımızı, neye tutunup neyi bıraktığımızı fısıldar atıklar.
Bir bakıma, insanın görünmeyen günlüğüdür onlar. Yazılmamış ama birikmiş bir
günlük.
Belki de asıl mesele, suskunluğun kötü olması
değildir. Asıl mesele, bu suskunluğun neye dönüştüğüdür. Eğer suskunluk bir
dikkat, bir fark ediş, bir incelik hâline gelirse; atıklar da daha az konuşur.
Ama suskunluk yalnızca unutmaksa, ertelemekse, görmezden gelmekse; o zaman
geride kalanlar daha çok şey anlatır.
“Atıklar konuşur, insan susar” derken, belki de
şunu kastediyoruzdur: İnsan geçip gider, iz bırakır. Kimi zaman bu iz bir
cümlede kalır, kimi zaman bir hatırada, kimi zaman da bir eşyanın son
durağında. Ve dünya, bizim söyleyemediklerimizi saklamayı sürdürür.
Belki bir gün, daha yavaş yaşadığımızda, daha dikkatli baktığımızda, daha az attığımızda ve daha çok hatırladığımızda… Atıklar da susmayı öğrenecek. O zaman, insanın sesi yeniden duyulur olacak. Ama bu kez yüksek değil; derin.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder