Sabahattin TURAN
İnsan, varoluşun karanlık evreninde yön arayan bir yolcudur. Gökyüzündeki yıldızlar bir seyyaha nasıl kılavuzluk ediyorsa, hakikatin ışığı da kalbin yolunu buldurur. Çünkü ışık yalnızca aydınlık değildir; içinde bir niyet, bir davet, bir istikamet gizlidir. Işığın yönü bellidir, çünkü kaynağı hakikattir. Karanlığın yönü yoktur; çünkü o, yönü değil, yönsüzlüğü büyütür.
Platon’un mağarasındaki ışık, ideaların yurdudur; karanlık ise gölgelerin. Mağaradan çıkmak dışarıya yürümek değil, yönü bilmeye cesaret etmektir. Karanlıkta her yön birbirine benzer, ışık ise yalnızca bir yöne çağırır: hakikate. İnsanın gözü kamaşsa da kalbi aydınlanır; gözün aydınlığı, kalbin yönüdür.
Heidegger’in dediği gibi, hakikat “aletheia”dır — yani gizlinin açığa çıkışı. Her ışık bir şeyi görünür kılarken, başka bir şeyi saklar. İnsan ışığa yaklaştıkça, karanlığın ne kadar yaygın olduğunu fark eder. Karanlık yokluk değildir; aksine, biçim değiştirmiş bir çokluktur. Her gölge, hakikatin eğrilmiş hâlidir. Bu yüzden karanlığın yönü yoktur: çünkü her yöne benzer.
Bugünün insanı, ışığın çoğaldığı ama yönün kaybolduğu bir çağda yaşıyor. Foucault’nun dediği gibi, artık her şey görünür; ama neredeyse hiçbir şey anlaşılmaz. Görünürlük artarken hakikat kaybolur. Weber’in “demir kafesi”nde insan ışığın yönünü bilir ama yürüyemez; çünkü bürokrasi, hesap, düzen, anlamın yerini almıştır. Durkheim’ın “anomi” dediği hâl, bu yön kaybının toplumsal hâlidir. Artık karanlık dışarıda değil, bilincin içindedir. Şehirler parıltılarla dolu, ama kalpler karanlık.
Nietzsche’nin tanrısız çağında merkez yıkılmış, yönler birbirine karışmıştır. Her şey mümkün, ama hiçbir şey anlamlı değildir. Hakikati kaybeden insan, ışıksız değil, pusulasız kalmıştır.
Oysa ışığın yönü hâlâ bellidir: adalet, merhamet, hakikat. Karanlığın yönü belli değildir: çıkar, kibir, benlik. Işık birdir, karanlık çoktur. Işık çağırır, karanlık savurur. Ve insan, bu ikisinin arasında bir ara-varlıktır; ne tamamen aydınlık ne bütünüyle karanlık. Onu yönlendiren dıştaki ışık değil, içteki pusuladır. Karanlığın ortasında bir niyet bile, bin ışığın yerini tutar. Çünkü yön, bilmekten çok inanmakla ilgilidir.
Işığın yönü bellidir,
çünkü hakikat birdir.
Karanlığın yönü
belli değildir, çünkü yalan çoktur.
Ve yönü bulan,
ışığı değil; ışığın kaynağını bulandır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder