Sabahattin Turan
Bir ülkede en kolay şey, başkasına
akıl vermektir. Çünkü akıl vermek, hiçbir bedel ödemeden kendini bilge sanmanın
yoludur. Oysa asıl olgunluk, başkasına değil önce kendine akıl verebilmektir.
Kendi iç sesini duymayan insanın, başkasına yol gösterecek sözü de sağlam
değildir.
İnsanın sözü, yaşadıklarından
süzülmedikçe nasihat değil, gürültüdür. Başkasına “şöyle yap” demek kolaydır,
ama kendi içinde “neden böyle yaptım” demek zordur. Kimi insan başkalarının
yanlışlarını düzeltmeye çalışarak kendi yanlışlarını unutur. Oysa insanın
kendine vereceği bir parça akıl, başkasına dağıtacağı bin öğütten daha
değerlidir. Çünkü kendini değiştiremeyen, dünyayı da değiştiremez.
Unutma: Akıl vermek sorumluluk almaz,
ama örnek olmak sorumluluk ister. Bu yüzden sözün değil, davranışın etkili
olandır. Birine “sabırlı ol” demek kolaydır; sabrı yaşayarak göstermek zordur.
Birine “çalış” demek kolaydır; emeğin yorgunluğunu taşımak zordur. Birine “affet”
demek kolaydır; affedemediğinle yüzleşmek zordur. Hayatta zorlukla yoğrulmamış
hiçbir öğüt, insanın ruhuna işlemez.
Şunu bil: Akıl vermek çoğu zaman bir
kaçıştır. İnsan, kendi korkularını başkalarının hayatına yansıtır. Bu yüzden
her “ben olsam” cümlesinin ardında bir “keşke ben yapabilseydim” gizlidir.
Gerçek bilgelik, susmayı bildiğin yerde başlar. Çünkü dinlemek, anlamanın
yarısıdır; anlamak ise konuşmaktan çok daha derin bir iştir.
Her insanın yolu ayrıdır. Birine iyi
gelen, diğerine zarar verebilir. Bu yüzden öğüt verirken, kendi hikâyeni
başkasının kaderine karıştırma. Her insanın yükü farklıdır; seninkiyle ölçmeye
kalkma. Akıl vereceksen, merhametle ver; yargılamadan, üstünlük taslamadan.
Çünkü bazen bir cümle yıkar, bir sessizlik onarır.
Şunu da unutma: En etkili öğüt,
yaşanmış olandır. Dürüst bir hayat, bin nasihatten daha öğreticidir. İnsanları
ikna eden söz değil, tutarlılıktır. Diline değil, kalbine sahip ol; kalbinden
çıkmayan söz, kulağa ulaşmaz. Akıl vermek istiyorsan önce kalbini temizle; aksi
hâlde verdiğin akıl, başkasının değil kendi egonun sesidir.
Bu dünyada herkes başkasına yol
göstermek ister, ama kimse kendi pusulasını tam ayarlamaz. Oysa pusulası eğri
olanın gösterdiği yön de sapar. O yüzden başkasına akıl vermeden önce, kendi yönünü
bul. Çünkü kendini bulamayanın verdiği her öğüt, başkasını da yolda
kaybettirir.
Bil ki, akıl vermek kolay, örnek
olmak zordur. Eğer birine bir şey öğütleyeceksen, önce o öğüdü yaşa. Çünkü
yaşanmamış nasihat, rüzgârda savrulan yaprak gibidir; bir an görünür, sonra
kaybolur. Gerçek bilgelik, çok konuşmakta değil; az konuşup çok yaşamakta
gizlidir.
Son söz: Başkasına akıl vermek
istiyorsan, önce aynaya bak. Kendi gözlerinde bir huzur, bir denge, bir sükûnet
göremiyorsan, vereceğin akıl kimseye ışık olmaz. İnsan, önce kendini ıslah
etmeden kimseyi ıslah edemez. O yüzden susmak bazen en bilge nasihattir. Çünkü
sessizlikte insan, en doğru aklı duyar: kendi vicdanını.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder