Modernliğin Satır Arası
Atıkları Üzerine Bir Deneme
Sabahattin TURAN
Her şehrin görünmeyen
bir defteri vardır. Ne belediye bütçelerinde geçer ne mimari planlarda yer bulur.
Bu defter ne kalemle yazılır ne de klavyeyle... Onu beton dökerken, plastik atarken,
gürültüyle yaşarken yazarsın. Bu, “Şehrin Atık Defteri”dir.
Atık, yalnızca
kullanılmayan şey değildir. Aynı zamanda tüketilmiş bir zamanın, değeri kalmamış
bir sözün, harcanmış bir doğanın, kenara itilmiş bir insanın adıdır. Şehir, sadece
eşyayı değil, insanı da atar. Yaşlıları, sokakta yaşayanları, işsizleri, "verimsiz"
ilan edilenleri... Onlar da bu defterde, ‘İnsani Atık’ başlığıyla
kayıtlıdır. Ve bu başlık, medeniyetin en kalın sayfasıdır.
Şehirler büyüdükçe
defterleri de kalınlaşır. Her yeni bina, bir vadinin üstüne basarak yükselir. Her
yeni yol, bir kuşun yuvasını ezerek geçer. Her alışveriş merkezi, bir mahallenin
ruhunu satın alır. Şehir kendi ilerleyişine methiyeler düzerken, arka planda birikmiş
atıklar da bu ilerleyişin utangaç dipnotları olarak kalır. Atık defteri, işte bu
çelişkinin güncesidir.
Çevresel
atıklar bu defterin görünen satırlarıdır. Cam, kâğıt, metal, plastik… Renkli kutulara
bölünmüş, sınıflandırılmış, etiketlenmiştir. Ama bu sayfalardan önce gelen, görünmeyen
atıklar vardır: Gürültü kirliliği, ışık kirliliği, bilgi kirliliği, merhamet
kirliliği. En tehlikelisi ise: anlam kirliliği. Çünkü bir şehrin çöpü geri
dönüştürülebilir; ama bir toplumun anlamı kaybolduğunda, onu geri kazanmak nesiller
ister.
Atık defteri,
aynı zamanda bir değerler envanteridir. Ne atılmış, neden atılmış, kim atmış? Sadece
çöpleri değil, terk edilmiş evleri, unutulmuş gelenekleri, bastırılmış dilleri,
görmezden gelinmiş tarihleri de yazar bu defter. Bir şehir artıklarını ne kadar
gizlemeye çalışırsa, kimliğini o kadar kirletir. Modernliğin cilasıyla parlatılan
caddelerin altında, bu defterin karalanmış sayfaları yatar.
Şehrin atık
defteri susmaz. Her gece, çöp kamyonlarının uğultusuyla ses verir. Her sabah, duvar
diplerinde birikmiş izmaritlerde konuşur. Her sokakta, boş bir plastik şişe gibi
rüzgârla dolaşır. Ama kimse onu okumaz. Çünkü herkes yeniye odaklıdır. Kimse eskiyle
yüzleşmek istemez. Oysa bir şehir, geçmişte bıraktığıyla değil, ondan nasıl arındığıyla
değer kazanır.
Şimdi sor:
Senin yaşadığın şehir, atıklarını nereye
saklıyor?
Geri dönüşüm kutularına mı, vicdan boşluklarına
mı?
Hangi değerleri 'kullan-at' yaptı?
Hangi duyguları 'son kullanma tarihli'
gördü?
“Şehrin Atık
Defteri” kapanmaz.
Her yeni tüketim, her yeni ihmal, her yeni
kayıtsızlık yeni bir satırdır.
Ve bir gün bu defter, bir tarihçinin, bir
çocuğun ya da bir arının eline geçer.
O zaman sorular başlar.
Ama cevap çok geçtir.
Çünkü bu
defter geri dönüştürülebilir değildir.

Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilHarika bir defter benzetmezi, ihtiyacımız var ve çoğunluk gerçekten bu konuyu ciddiye almıyor, çok teşekkürler...
YanıtlaSilKıymetli ifadeniz yüreğime dokundu. Gerçekten de, şehrin çöpleri kadar, görmezden gelinen nice hakikatler var. Bu benzetme bir seslenişti; ne mutlu ki yankısını bulanlardan oldunuz. Teşekkür ederim, duyarlılığınıza selâm olsun.
YanıtlaSilBen teşekkür ederim, yayınlarınızı keyifle okuyorum. Başarılar dilerim.
Sil