19 Haziran 2025 Perşembe

ŞEHRİN ATIK DEFTERİ

 Modernliğin Satır Arası Atıkları Üzerine Bir Deneme 

Sabahattin TURAN

 

Her şehrin görünmeyen bir defteri vardır. Ne belediye bütçelerinde geçer ne mimari planlarda yer bulur. Bu defter ne kalemle yazılır ne de klavyeyle... Onu beton dökerken, plastik atarken, gürültüyle yaşarken yazarsın. Bu, “Şehrin Atık Defteri”dir.

 

Atık, yalnızca kullanılmayan şey değildir. Aynı zamanda tüketilmiş bir zamanın, değeri kalmamış bir sözün, harcanmış bir doğanın, kenara itilmiş bir insanın adıdır. Şehir, sadece eşyayı değil, insanı da atar. Yaşlıları, sokakta yaşayanları, işsizleri, "verimsiz" ilan edilenleri... Onlar da bu defterde, ‘İnsani Atık’ başlığıyla kayıtlıdır. Ve bu başlık, medeniyetin en kalın sayfasıdır.

 

Şehirler büyüdükçe defterleri de kalınlaşır. Her yeni bina, bir vadinin üstüne basarak yükselir. Her yeni yol, bir kuşun yuvasını ezerek geçer. Her alışveriş merkezi, bir mahallenin ruhunu satın alır. Şehir kendi ilerleyişine methiyeler düzerken, arka planda birikmiş atıklar da bu ilerleyişin utangaç dipnotları olarak kalır. Atık defteri, işte bu çelişkinin güncesidir.

 

Çevresel atıklar bu defterin görünen satırlarıdır. Cam, kâğıt, metal, plastik… Renkli kutulara bölünmüş, sınıflandırılmış, etiketlenmiştir. Ama bu sayfalardan önce gelen, görünmeyen atıklar vardır: Gürültü kirliliği, ışık kirliliği, bilgi kirliliği, merhamet kirliliği. En tehlikelisi ise: anlam kirliliği. Çünkü bir şehrin çöpü geri dönüştürülebilir; ama bir toplumun anlamı kaybolduğunda, onu geri kazanmak nesiller ister.

 

Atık defteri, aynı zamanda bir değerler envanteridir. Ne atılmış, neden atılmış, kim atmış? Sadece çöpleri değil, terk edilmiş evleri, unutulmuş gelenekleri, bastırılmış dilleri, görmezden gelinmiş tarihleri de yazar bu defter. Bir şehir artıklarını ne kadar gizlemeye çalışırsa, kimliğini o kadar kirletir. Modernliğin cilasıyla parlatılan caddelerin altında, bu defterin karalanmış sayfaları yatar.

 

Şehrin atık defteri susmaz. Her gece, çöp kamyonlarının uğultusuyla ses verir. Her sabah, duvar diplerinde birikmiş izmaritlerde konuşur. Her sokakta, boş bir plastik şişe gibi rüzgârla dolaşır. Ama kimse onu okumaz. Çünkü herkes yeniye odaklıdır. Kimse eskiyle yüzleşmek istemez. Oysa bir şehir, geçmişte bıraktığıyla değil, ondan nasıl arındığıyla değer kazanır.

 

Şimdi sor:

Senin yaşadığın şehir, atıklarını nereye saklıyor?

Geri dönüşüm kutularına mı, vicdan boşluklarına mı?

Hangi değerleri 'kullan-at' yaptı?

Hangi duyguları 'son kullanma tarihli' gördü?

 

“Şehrin Atık Defteri” kapanmaz.

Her yeni tüketim, her yeni ihmal, her yeni kayıtsızlık yeni bir satırdır.

Ve bir gün bu defter, bir tarihçinin, bir çocuğun ya da bir arının eline geçer.

O zaman sorular başlar.

Ama cevap çok geçtir.

 

Çünkü bu defter geri dönüştürülebilir değildir.

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Harika bir defter benzetmezi, ihtiyacımız var ve çoğunluk gerçekten bu konuyu ciddiye almıyor, çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Kıymetli ifadeniz yüreğime dokundu. Gerçekten de, şehrin çöpleri kadar, görmezden gelinen nice hakikatler var. Bu benzetme bir seslenişti; ne mutlu ki yankısını bulanlardan oldunuz. Teşekkür ederim, duyarlılığınıza selâm olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, yayınlarınızı keyifle okuyorum. Başarılar dilerim.

      Sil

BUGÜN BAYRAM-BARIŞ MANÇO

  Sabahattin TURAN Sen gittin gideli İçimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi...