Sabahattin TURAN
Modern şehirler kendilerini çoğu zaman
meydanlarında anlatırlar; ama hakikatlerini çöplerinde saklarlar. Bir toplumu
anlamak için bazen kütüphaneler yetmez, depolama sahalarına bakmak gerekir.
Çünkü insan ürettiği şeylerle kendini anlatır, fakat terk ettiği şeylerle
kendini ele verir.
Atık bu yüzden yalnızca maddi bir artık değildir.
Daha derin bir anlamda, toplumsal zihniyetin dışarı sızmış biçimidir.
Modern hayatın en dikkat çekici özelliklerinden biri, görünür olan ile görünmez olan arasında kurduğu titiz ayrımdır. Şehir merkezleri düzenlidir, vitrinler parlaktır, kamusal alanlar estetik bir disiplin içinde tutulur. Fakat aynı şehir, kendi üretiminin fazlasını daima başka bir yere gönderir. Çöp depolama sahalarının şehir dışına kurulması tesadüf değildir; bu, modern hayatın mekânsal ahlakıdır.
Merkez temizdir çünkü çevre yük taşır.
Bu ayrım yalnızca coğrafi değildir. Aynı zamanda
zihinsel bir örgütlenmedir. Modern insan üretimin öznesi olmaktan gurur duyar;
fakat üretimin artığıyla ilişki kurmak istemez. Bir nesneyi satın alırken
kimliği görünürdür; onu çöpe atarken ise anonimleşir. Böylece tüketim
bireyselleşirken, atık kolektifleşir.
Burada tuhaf bir sosyolojik durum ortaya çıkar:
Herkes atık üretir ama kimse kendisini atığın sahibi olarak görmez.
Oysa bir medeniyet yalnızca ürettiği şeylerle
değil, artıklarıyla da tanımlanır. Hatta bazen artıkları daha dürüst bir hikâye
anlatır. Çünkü vitrinler niyetleri gösterir; çöpler sonuçları.
Geleneksel toplumlarda eşya ile insan arasındaki
ilişki bugünkü kadar kırılgan değildi. Bir eşyanın eskimesi onun
değersizleşmesi anlamına gelmezdi. Aksine eşya çoğu zaman zamanın izlerini
taşıyan bir tanıklık haline gelirdi. Bu yüzden eski eşyalar kolayca terk
edilmezdi; tamir edilir, dönüştürülür, yeniden kullanılırdı. Eşyanın ömrü
uzundu çünkü insanın eşya ile kurduğu ilişki yalnızca tüketim değeri üzerinden
kurulmazdı.
Modern toplum ise nesnelerle olan bağını hız
üzerinden kurar. Nesneler dolaşım içindedir; hızla üretilir, hızla tüketilir ve
hızla terk edilir. Bu hızın doğal sonucu ise atıktır. Fakat modern zihniyet
atığın kendisini görmek istemez. Bu yüzden onu mekânsal olarak uzaklaştırır ve
zihinsel olarak unutur.
Atık böylece modern hayatın unutma
mekaniği haline gelir.
İnsan çöpe attığı şeyin gerçekten ortadan
kaybolduğunu zanneder. Oysa hiçbir şey kaybolmaz; yalnızca yer değiştirir.
Evden konteynere, konteynerden kamyona, kamyondan depolama sahasına… Ama
nihayetinde hepsi dünyanın hafızasında birikir. Toprak unutmaz, su unutmaz, zaman
unutmaz.
Burada utanç meselesi ortaya çıkar.
Fakat bu utanç eski toplumların bildiği türden
bir utanç değildir. Eskiden utanç, toplumsal davranışın sınırlarını belirleyen
görünür bir duyguydu. İnsan yaptığı bir şey yüzünden utanırdı. Modern toplumda
ise utanç daha ince bir biçim almıştır: İnsan yaptığı şeyden değil, onu
gördüğünde rahatsız olur. Bu yüzden atık görünmez kılınır.
Çünkü görünen şey insanı rahatsız eder.
Modern şehirlerin temizliği biraz da bu
rahatsızlıktan kaçınmanın ürünüdür. Çöp sabah erken saatlerde toplanır,
depolama sahaları şehir dışına kurulur, atık sistemleri mümkün olduğunca
gözlerden uzak tutulur. Böylece şehir düzenli görünür.
Fakat görünmeyen şey ortadan kalkmış sayılmaz.
Aslında atık modernliğin saklamak istediği
hakikattir. Çünkü her üretim aynı zamanda bir fazlalık üretir. Modern refahın
ardında bu fazlalığın sessiz birikimi vardır. Bu nedenle atık yalnızca çevre
meselesi değildir; modern hayatın ahlaki anatomisidir.
Belki de asıl mesele atığın varlığı değildir.
Asıl mesele, insanın artık atık karşısında
utanmamasıdır.
Çünkü utanç bazen insanın içindeki son sınırdır.
Bir toplum bir şeyden utanmayı bıraktığında, o şey artık sorun olmaktan çıkar
ve sıradanlaşır. Modern çağın en büyük başarısı belki de tam olarak budur:
fazlalıkları sıradanlaştırmak.
Ama yine de insanın içinde bazen tuhaf bir duygu
belirir. Bir çöp yığınına bakarken, denizde yüzen plastiklere rastlarken ya da
bir depolama sahasının büyüklüğünü gördüğünde… İnsan kısa bir an için durur.
O an belki de modern hayatın en dürüst anıdır.
Çünkü insan bazen attığı şeyden değil, attığı
şeyin büyüklüğünü fark ettiğinde utanır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder