17 Mart 2026 Salı

ATIK VE UTANÇ

 Sabahattin TURAN


Modern şehirler kendilerini çoğu zaman meydanlarında anlatırlar; ama hakikatlerini çöplerinde saklarlar. Bir toplumu anlamak için bazen kütüphaneler yetmez, depolama sahalarına bakmak gerekir. Çünkü insan ürettiği şeylerle kendini anlatır, fakat terk ettiği şeylerle kendini ele verir.

Atık bu yüzden yalnızca maddi bir artık değildir. Daha derin bir anlamda, toplumsal zihniyetin dışarı sızmış biçimidir.

Modern hayatın en dikkat çekici özelliklerinden biri, görünür olan ile görünmez olan arasında kurduğu titiz ayrımdır. Şehir merkezleri düzenlidir, vitrinler parlaktır, kamusal alanlar estetik bir disiplin içinde tutulur. Fakat aynı şehir, kendi üretiminin fazlasını daima başka bir yere gönderir. Çöp depolama sahalarının şehir dışına kurulması tesadüf değildir; bu, modern hayatın mekânsal ahlakıdır.



Merkez temizdir çünkü çevre yük taşır.

Bu ayrım yalnızca coğrafi değildir. Aynı zamanda zihinsel bir örgütlenmedir. Modern insan üretimin öznesi olmaktan gurur duyar; fakat üretimin artığıyla ilişki kurmak istemez. Bir nesneyi satın alırken kimliği görünürdür; onu çöpe atarken ise anonimleşir. Böylece tüketim bireyselleşirken, atık kolektifleşir.

Burada tuhaf bir sosyolojik durum ortaya çıkar: Herkes atık üretir ama kimse kendisini atığın sahibi olarak görmez.

Oysa bir medeniyet yalnızca ürettiği şeylerle değil, artıklarıyla da tanımlanır. Hatta bazen artıkları daha dürüst bir hikâye anlatır. Çünkü vitrinler niyetleri gösterir; çöpler sonuçları.

Geleneksel toplumlarda eşya ile insan arasındaki ilişki bugünkü kadar kırılgan değildi. Bir eşyanın eskimesi onun değersizleşmesi anlamına gelmezdi. Aksine eşya çoğu zaman zamanın izlerini taşıyan bir tanıklık haline gelirdi. Bu yüzden eski eşyalar kolayca terk edilmezdi; tamir edilir, dönüştürülür, yeniden kullanılırdı. Eşyanın ömrü uzundu çünkü insanın eşya ile kurduğu ilişki yalnızca tüketim değeri üzerinden kurulmazdı.

Modern toplum ise nesnelerle olan bağını hız üzerinden kurar. Nesneler dolaşım içindedir; hızla üretilir, hızla tüketilir ve hızla terk edilir. Bu hızın doğal sonucu ise atıktır. Fakat modern zihniyet atığın kendisini görmek istemez. Bu yüzden onu mekânsal olarak uzaklaştırır ve zihinsel olarak unutur.

Atık böylece modern hayatın unutma mekaniği haline gelir.

İnsan çöpe attığı şeyin gerçekten ortadan kaybolduğunu zanneder. Oysa hiçbir şey kaybolmaz; yalnızca yer değiştirir. Evden konteynere, konteynerden kamyona, kamyondan depolama sahasına… Ama nihayetinde hepsi dünyanın hafızasında birikir. Toprak unutmaz, su unutmaz, zaman unutmaz.

Burada utanç meselesi ortaya çıkar.

Fakat bu utanç eski toplumların bildiği türden bir utanç değildir. Eskiden utanç, toplumsal davranışın sınırlarını belirleyen görünür bir duyguydu. İnsan yaptığı bir şey yüzünden utanırdı. Modern toplumda ise utanç daha ince bir biçim almıştır: İnsan yaptığı şeyden değil, onu gördüğünde rahatsız olur. Bu yüzden atık görünmez kılınır.

Çünkü görünen şey insanı rahatsız eder.

Modern şehirlerin temizliği biraz da bu rahatsızlıktan kaçınmanın ürünüdür. Çöp sabah erken saatlerde toplanır, depolama sahaları şehir dışına kurulur, atık sistemleri mümkün olduğunca gözlerden uzak tutulur. Böylece şehir düzenli görünür.

Fakat görünmeyen şey ortadan kalkmış sayılmaz.

Aslında atık modernliğin saklamak istediği hakikattir. Çünkü her üretim aynı zamanda bir fazlalık üretir. Modern refahın ardında bu fazlalığın sessiz birikimi vardır. Bu nedenle atık yalnızca çevre meselesi değildir; modern hayatın ahlaki anatomisidir.

Belki de asıl mesele atığın varlığı değildir.

Asıl mesele, insanın artık atık karşısında utanmamasıdır.

Çünkü utanç bazen insanın içindeki son sınırdır. Bir toplum bir şeyden utanmayı bıraktığında, o şey artık sorun olmaktan çıkar ve sıradanlaşır. Modern çağın en büyük başarısı belki de tam olarak budur: fazlalıkları sıradanlaştırmak.

Ama yine de insanın içinde bazen tuhaf bir duygu belirir. Bir çöp yığınına bakarken, denizde yüzen plastiklere rastlarken ya da bir depolama sahasının büyüklüğünü gördüğünde… İnsan kısa bir an için durur.

O an belki de modern hayatın en dürüst anıdır.

Çünkü insan bazen attığı şeyden değil, attığı şeyin büyüklüğünü fark ettiğinde utanır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BUGÜN BAYRAM-BARIŞ MANÇO

  Sabahattin TURAN Sen gittin gideli İçimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi...