Sabahattin TURAN
Atık, teknik bir mesele değildir; bir tercih rejimidir.
Ne üretildiği kadar, neyin değersiz ilan edildiğini gösterir. Bir şehirde atık artıyorsa,
mesele yalnızca tüketim değildir; karar alma biçimi eskimiştir. Aynı şey insan için
de geçerlidir. Hayatında neyi “yük” sayıp dışarı attığını iyi okuyun; bir süre sonra
o yük, yaşama koşulu olarak geri döner.
Günümüz insanı, atığı azaltmaz; görünmez kılar. Yönetmek yerine taşır, ertelemekle çözüm üretmeyi karıştırır. Onarımı mümkün olanı değil, zahmeti olanı eler. Böylece atık, maddeden çok davranış hâline gelir. Sorumluluk atığı, dikkat atığı, süreklilik atığı… Bunlar kayıt altına alınmaz; raporlanmaz. Ama çevreyi en çok kirleten de bunlardır.
Kurumsal dilde “bertaraf” edilen her şey, aslında başka
bir alana devredilir. Hayatta da böyledir. Yüzleşilmeyen sorunlar çözülmez; yalnızca
farklı bir dosyaya taşınır. O dosya şiştikçe sistem yavaşlar. İnsan, neden yorulduğunu
anlayamaz ama sürekli tıkanır. Tıkanıklık, atığın doğal sonucudur.
Atık yönetimi olmayan bir şehirde kriz kaçınılmazdır. Taşkın
olur, koku olur, sağlık sorunu olur. İnsan hayatında da sonuç değişmez. Bastırılanlar
birikir, ertelenenler sızar, görmezden gelinenler ani bir arızayla kendini gösterir.
Bu yüzden sorun “neden oldu?” değil; “neden bu kadar birikti?” sorusudur.
Modern söylem, atığı bireysel sorumluluk gibi sunar ama
asıl mesele sistemiktir. Hız ödüllendirilir, süreklilik cezalandırılır. Tüketmek
teşvik edilir, onarmak yavaşlık sayılır. Böyle bir düzende insan, kendi hayatında
da aynı modeli uygular: İlişkileri harcar, zamanı tüketir, anlamı azaltır. Sonra
ortaya çıkan boşluğu “normal” kabul eder.
Çevre politikalarında sıkça söylenen bir cümle vardır:
Atık yok olmaz, sadece yer değiştirir. İnsan için de bu geçerlidir. Hayatından
çıkardığını sandığı şey, geri dönüşsüz değildir. Ya alışkanlık olarak döner ya da
sonuç olarak. İnsan, attığı şeylerin toplam etkisi içinde yaşamaya başlar.
Bu yüzden mesele duyarlılık değil; disiplin meselesidir.
Ne ürettiğini, neyi dışladığını ve neyi yönetemediğini bilme meselesi. Atık azaltılmadığında
çevre kirlenir; anlam azaltıldığında hayat sertleşir. Ve sonunda insan, kendi ihmalinin
içinde “normal” bir yaşam sürdürdüğünü zanneder.
Ama çevre bize şunu öğretir: Kriz aniden çıkmaz. Birikir. İnsan, neyi atık saydıysa, bir gün onunla yaşamak zorunda kalır.
.png)
.png)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder