1 Ocak 2026 Perşembe

ATIK YÖNETİMİNİN HESAPLANMAYAN EKONOMİK BEDELİ

 Sabahattin TURAN

Atık yönetimi çoğu zaman rakamlarla konuşur: toplama bedeli, taşıma maliyeti, bertaraf ücreti. Oysa bu kalemler, sistemin yalnızca görünen yüzüdür. Asıl maliyet, bütçe tablolarına girmeyen, ölçülmeyen ve çoğu zaman “normal” kabul edilen kayıplarda saklıdır.

Kaynağında ayrıştırılmayan her atık, yalnızca geri dönüşüm değerini değil; zamanı, enerjiyi ve insan emeğini de boşa harcar. Yanlış ayrıştırma, tesislerde verim düşüşüne, ekipman aşınmasına ve artan operasyonel yüke yol açar. Ancak bu zincirleme kayıp hiçbir zaman “ek maliyet” olarak yazılmaz.



Daha derin bir maliyet ise çevresel etkilerde ortaya çıkar. Bugün görmezden gelinen sızıntı suları, hava kirliliği ve ekosistem baskısı; yarın arıtma yatırımları, sağlık harcamaları ve rehabilitasyon projeleri olarak geri döner. Bu, atık yönetiminin ertelenmiş faturasıdır.

Bir diğer görünmeyen kalem toplumsal güven kaybıdır. “Nasıl olsa hepsi karışıyor” algısı yerleştiğinde, sistem teknik olarak değil, zihinsel olarak çöker. Bu kayıp, hiçbir ihale dosyasında yer almaz ama sürdürülebilirliğin temelini aşındırır.

Atık, doğru yönetildiğinde bir kaynak; yanlış yönetildiğinde ise sessiz bir borçtur. Gerçek maliyet, faturada yazan rakam değil, görünmeyeni görmeyi başaramayan sistemin ürettiği kayıptır. Derginin kapağında yer alması gereken soru da tam olarak budur: Atığı mı yönetiyoruz, yoksa maliyetini mi erteliyoruz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BUGÜN BAYRAM-BARIŞ MANÇO

  Sabahattin TURAN Sen gittin gideli İçimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi...