29 Eylül 2025 Pazartesi

SERBEST ATIK

 Hiçbir düzen mutlak değildir; her şeyin bir artığı vardır.

Sabahattin TURAN

 

Bir şehirde yaşayan herkes, en az bir kez görmüştür onu. Kaldırım köşesinde unutulmuş bir torba, rüzgârla savrulan bir poşet, yağmurla sürüklenip mazgala sıkışmış bir plastik parçası…

“Serbest atık” deriz bunlara.

Sistemin dışına taşan, disipline sığmayan, torbasına sığmamış fazlalıklar.

 

Ama serbest atık sadece teknik bir mesele değildir; o, bir halet-i ruhiyedir. Her dönemin, her şehrin ve her insanın içinde gizlenen bir “fazlalık duygusu”nun dışa vurumudur.

 

Her şehir, çöpünü nereye koyduğuna göre okunur.

Roma’nın kanalizasyonları, Osmanlı’nın gece bekçileri, bugünün sıfır atık sistemleri... Hepsi bir düzen, bir disiplin arayışının ürünüdür.

Ama hiçbir sistem tam değildir.

Çünkü her sistem, dışarı taşan bir “fazlalık” üretir.
Serbest atık, bu taşmanın maddesidir: biriken değil, kaçan; saklanan değil, sızan.

 

Bir köşe başında gördüğümüz yırtık torba, aslında bize şunu söyler:
Bu şehir, kendi fazlalığını kaldıramıyor.

Her çöp, bir eksikliğin; her taşma, bir ihmalin hikâyesidir.

 

Serbest atık sadece nesnelerden ibaret değildir.

Toplum da kendi “fazlalıklarını” üretir:

Görmezden gelinen yoksullar, dışlanan göçmenler, unutulan işsizler...

Sistemin dışına itilen her insan, aslında bir “sosyal atık”tır.

Tıpkı poşetten taşan bir kutu gibi, fazlalık sayılır.

Ama varlığını sürdürür, görünmezliğin içinde bile görünür kalır.


 

Serbest atık bu yüzden sadece koku değildir; vicdandır.

Bir yandan sistemin kusurunu ifşa eder, bir yandan da “dışarıda kalmış olanların” sessiz çığlığını taşır.

 

Doğa kendi atığını serbest bırakmaz.

Düşen yaprak toprağa karışır, kuruyan ot gübre olur, ölen hayvan yeni bir yaşamın hammaddesi...

Ama insan eliyle üretilmiş serbest atık, doğanın bağrında öksüz kalır.

Plastik, doğanın diliyle konuşmaz.

Metal, taşın sabrını bilmez.

Ve bu yüzden toprağın üstünde, suyun yüzeyinde, gökyüzünün altında “yabancı” gibi dolaşır.

 

Doğanın her döngüsü tamken, insanın döngüsü hep yarım kalır.

Çünkü insan üretir, tüketir, unutur. Ama doğa unutmaz.

 

Serbest atık yalnızca sokaklarda değil, zihnimizde de birikir.

Unutamadığımız cümleler, bastırdığımız anılar, içimizde yer bulamayan duygular...

Hepsi, bilincimizin köşelerinde birer “zihinsel atık” gibi dolaşır.

Gündüz bastırılırlar, ama gece rüyalardan taşarlar.

Hiçbir hafıza, tamamen temiz değildir.

Her insanın içinde bir çöp torbası vardır;

O torbanın içinden, bir gün mutlaka bir şey taşar.

 

Serbest atık, bize şu basit ama derin gerçeği fısıldar:

Hiçbir düzen mutlak değildir.

Her sistem, bir fazlalık üretir.

Ve o fazlalık, er ya da geç görünür olur.

 

Biz torbamızı bağlarız, belediye toplar, kamyon uzaklara götürür.

Ama mesele, o çöpün nerede olduğunda değil;

Neden orada olmak zorunda kaldığındadır.

 

Serbest atık, çağımızın en sessiz tanığıdır.

Belki de en çok, o sessizlikte kendimizi duyarız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BUGÜN BAYRAM-BARIŞ MANÇO

  Sabahattin TURAN Sen gittin gideli İçimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi...