28 Mayıs 2025 Çarşamba

VEFAYA VEFAYLA CEVAP VERİLİR

 Sadakatin Unutulan Ahlâkı Üzerine Bir Düşünce Yazısı

 

Sabahattin TURAN

 


Hayat dediğimiz şey, büyük anlardan çok küçük izlerden oluşur. Bir tebessüm, bir dokunuş, bir zamanlar verilen bir söz… Ve bazen de tam unutulacakken hatırlanan bir dostluk. İşte tam da bu nedenle, “vefaya vefayla cevap verilir” cümlesi beni hep derinden etkiler. Çünkü vefa, günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş değerlerin en sessiz ama en güçlü olanıdır. 

Vefa dediğimiz şey aslında bir tür içsel hafıza, bir sadakat biçimi. Ama sadece bir kişiye değil; bir zamana, bir hatıraya, bir iyiliğe sadakat. Artık çoğumuz “güncel”in peşinden koşarken, geçmişte bize el uzatanları hatırlamak şöyle dursun, onlardan rahatsızlık bile duyar hale geldik. Oysa bir dostluğun kıymeti, ihtiyacımız olduğunda değil; ihtiyaç hissetmediğimizde de hatırlayabilmemizdedir. 



Bugünün dünyasında vefa göstermek, neredeyse zamanın ruhuna karşı gelmek gibi. Ama tam da bu yüzden kıymetli. Çünkü değerler, azaldıkça daha çok parlamaya başlar. Tıpkı gece karanlığında parlayan tek bir yıldız gibi. Vefaya vefayla cevap vermek de işte böyle bir yıldızdır. Işığı az, ama yönü bellidir. 

Unutmamak; işte tüm mesele bu. İnsanı insan yapan şey sadece ne bildiği değil, neyi unutmamayı seçtiğidir. Vefasızlık, bilginin değil, hafızanın ve kalbin eksikliğidir. 

Ve belki de bu yüzden hâlâ bir dostun halini soruyorsak, hâlâ eski bir iyiliği unutmadıysak, hâlâ bir ismi sevgiyle anabiliyorsak — bu çağda hâlâ insan kalabilmişiz demektir. 

Çünkü vefaya en güzel cevap, yine vefadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BUGÜN BAYRAM-BARIŞ MANÇO

  Sabahattin TURAN Sen gittin gideli İçimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi...