Sabahattin TURAN
Ülkemizde kentleşme, sanayileşme, nüfus artışı ve doğrusal ekonomi anlayışını temel alan üretim ve tüketim süreçleri, büyük miktarlarda atıkların oluşmasına neden olmaktadır. Bu atıkların çevre ve insan sağlığını riske atmadan yönetilmesi, doğayla uyumlu sıfır atık yönetim sistemlerinin geliştirilmesini gerektirmektedir. Atıkların doğayla uyumlu bir şekilde yönetilmesine ilişkin arayışlar, insanları bizzat doğanın kendisine yöneltmiştir. Doğal süreçler incelendiğinde, doğada atık üretilmemesinin temelinde, çevresel bir unsur tarafından üretilen atığın, bir diğer çevresel unsurun girdisi olduğu tekrardan öğrenilmiştir. Bu öğrenme süreci, sıfır atık yönetiminde doğrusal ekonomi anlayışının bırakılması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının benimsenmesinin atık sorununu çözebileceğine ilişkin bir inancın oluşmasını sağlamıştır. 19. yüzyıldan sonra en önemli sorunlarından bir olan atık konusunun çözüme kavuşturulmasında, doğal süreçlere dönüş, döngüsel ekonomi ve sıfır atık anlayışının etkisiyle, sıfır atık kavramı olarak nitelenen sıfır atık yönetim stratejisi ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Kavram olarak sıfır atık, 1970’li yıllarda kullanılmış olmasına rağmen (Nizar vd., 2018: 3; Warner vd., 2015: 14), söz konusu atık yönetim stratejisinin temel mantığıyla benzer düşüncelere 19. Yüzyılda rastlamak mümkündür. Bu çalışmanın amacı, atıkların kaynakta önlenmesi ve azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve kazanılması, depolama gibi çevre ve insan sağlığını riske atan yöntemlere başvurulmadan yönetilmesi olarak nitelenen sıfır atık yaklaşımının sıfır atığa uygun tarihsel gelişim sürecinin ve günümüzdeki anlamının açıklanmasıdır.
Ülkemizde sıfır atık yaklaşımı ile ilgili yapılan çalışmalarda, kavramın ortaya çıkışı ve geçirdiği tarihsel dönüşümler ile günümüzdeki anlamını detaylı bir şekilde ele alan çalışma sayısının az olduğu tahmin edilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın özgün yanı, sıfır atık bilgi sistemine göre Türkiye’de sıfır atık yaklaşımının kökenleri, gelişim süreci ve günümüzdeki anlamını detaylı bir şekilde ele almasıdır.
Şekil1: Sıfır Atık Hiyerarşisi
Kaynak: EC, 2020c
Sıfır atık yaklaşımının güncel anlamda
önemli bir payının olduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede, döngüsel ekonomi anlayışının
yanında, sıfır atık hiyerarşilerinin tespit edilmesi amacıyla veri tabanlarında
“sıfır atık hiyerarşisi (zero waste hierarchy)” anahtar kavramına ilişkin araştırmalar
gerçekleştirilmiş ve kavramın günümüzdeki anlamı döngüsel ekonomi ve sıfır atık
hiyerarşisi kapsamında incelenmiştir.
Şekil 2: Doğrusal-Döngüsel Ekonomi
Kaynak: Curran ve Williams (2012: 4); Song vd. (2015: 200).
Netice itibariyle Kalabalık nüfus, 19. yüzyılda bir gelişmişlik işaretiyken günümüzde azgelişmişliğin kanıtı olarak sayılmaktadır.
Bir zaman öncesine kadar şehirlerin büyümesine yetişilemiyor, ancak atık yönetimi için en temel ihtiyaçlara bazı -yetersiz- çözümler bulunması için uğraşılıyordu. Şimdiyse geleceğe daha serinkanlı bakabilecek, atık yönetimi için çeşitli gelişme kanalları düşünebilecek, birtakım planları yürürlüğe koyabilecek durumdayız. Bu da atık yönetiminde ciddi bir dönüm noktasında olduğumuz anlamına geliyor.
Dediğim gibi, doğru atık yönetiminde gün geçtikçe söz sahibi oluyoruz. Böyle bir atık yönetiminin gelişmesi doğal olarak vardır. Ama bunların hepsini birden atık yönetimini bırakıp kendi aralarındaki rekabetin nereye varacağını mı seyretmeliyiz? Yoksa x değil y ya da z doğrultusunu daha uygun görüp bazı küçük müdahalelerde mi bulunmalıyız? Tabi en önemlisi; ne yapacaksak yapalım, iyi düşünerek yapalım.
Ama kim düşünecek? Kamu Kurumları mı? Mahalli İdareler mi? Yoksa halk mı? Ülkenin geleceğinin atık yönetimine katılım olacak mı, olmayacak mı? Olacaksa, ne ölçüde ve nasıl olacak?
Bu sorular aslında bizi atık yönetiminde çok önemli sorunlarına götürüyor. Temelde bu, “atık yönetimi bilinci” sorunu. “doğru atık yönetimi için nasıl bir sistem kuralım?” gibi maddesel sorulardan değil. Sözünü ettiğimiz sorunun elle tutulur maddesel bir yanı yok. Ama olağanüstü mental ağırlığı var.
Daha ölçekli bakıldığında tüketim kültürünün atık yönetimi üzerinde gittikçe artan olumsuz etkileri dikkate alındığında, tüketim toplumundan sürdürülebilir tüketim olgusuna doğru bir toplumsal dönüşüme ihtiyaç vardır.
Tüketim toplumunda, yanlış atık yönetiminin etkileri doğanın kirlenmesine, ekosistemin zarar görmesine ve doğal olarak tükenmesine yol açabilir. Çevresel sorumluluklarını yerine getiren insanlardan meydana gelen bir toplum ancak ülkesini “Çevre Performans İndeksinde” üst sıralara taşıyabilirler. Mahalli idarelerin atıklarının ayrıştırılması ile ilgili uygulamalarına destek vermeyen ve yeni bir vergilendirme de geldiğinde ekonomik sebepleri bahane edip kullanmaktan kaçınan veya masraflarına katlanmak istemeyen bir toplum, burada kaçındığı doğru atık yönetiminden çok daha fazlasına sağlık, ulaşım ve diğer giderleri hanesine yazmak zorunda kalacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder