5 Eylül 2025 Cuma

AHMET BEY’İN CEKETİ

 “Ya Nasip ile Ya Kısmetin Hikâyesi” Barış Abi 

Sabahattin TURAN 

Bir vardı, bir yoktu…

Tanrı rızkı dağıtırken,

Kimi sırtını dayayıp uyudu,

Kimi boş lakırdıyla oyalanıp vakti tüketti.

Ama Kul Ahmet,

Her sabah şafakla birlikte doğrulup,

“Ya nasip!” dedi.

Kimse anlamadı bu sözün ne demek olduğunu.

 

Mahallede herkes gömlek giyerdi,

Gömlek sıradanlığın,

Alışılmışın örtüsüydü.

Ama Kul Ahmet bir gün çıktı,

“Benim de bir ceketim olacak” dedi.

Diktirdi ya…

İşte o an, mahalle için dert başladı.

Çünkü toplum, gömlekten öteyi göze alamaz;

Farklı olanı görür, konuşur, yargılar.

 

Kul Ahmet, erkenden yattı, erkenden kalktı.

Gece “ya kısmet”, sabah “ya nasip” dedi.

Ama kısmeti duymayan kulaklar,

Nasibi görmeyen gözler vardı.

Onlar kahvede lak lak ederken,

Ahmet bir sabır daha dikti kendi içine.

Ve ceketine astar yaptırdı.

Bir kat daha sabır, bir kat daha niyet.

Fakat mahallelinin gözü sadece kumaştaydı,

Niyeti görecek göz onlarda yoktu.

 

Günlerden bir gün,

Bir yoksul göçtü bu dünyadan.

Bir kefen bulunamadı.

Para aranmadı.

Umudu kimse üstlenmedi.

İşte o vakit, Kul Ahmet sustu,

Ceketini çıkardı.

Mahallenin alay konusu olan o ceket,

Bir anda yoksulun kefeni oldu.

Ve işte o gün,

“Ya nasip”in, “ya kısmet”in ne demek olduğunu,

Herkes anladı.

 

Ahmet kul iken, bir anda Bey oldu.

Ama o beylik, makamdan değil,

Paylaşmaktan, örtmekten, merhametten geldi.

Ceket ise artık yalnızca bir giysi değil,

Bir ibret, bir hatıra,

Bir insanlık dersiydi.

 

Keramet kumaşta değilmiş.

Keramet, ceketini çıkarabilmekteymiş.

Ve Barış Manço’nun sesi,

Bir nasihat gibi, bir türkü gibi,

Kulaktan kalbe iner:

 

“Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet…

Ama sen yine de bu yolda devam et…”

 

Ve bize şu soruyu bırakır:

Senin ceketin nedir?

Hangi gün, hangi anda,

Kime çıkarıp vereceksin?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MEMENTO MORİ “ÖLECEĞİNİ HATIRLA”

  Sosyolojik Bir Deneme Sabahattin TURAN   Toplumların kendilerini nasıl kurduklarını anlamanın ince yollarından biri, onların ölümle ku...