Sosyolojik Yönü Ağır Basan Bir Deneme
Sabahattin TURAN
Ölülerin zannı, dirilerin unutuşuyla çelişir.
Ölüm, toplumun hafızasında kısa vadeli bir sarsıntı, uzun vadede ise yer açma işlemidir.
Toplumlar, sürekli akan bir nehir gibi, kayıplarını ardında bırakmadan ilerleyemez.
Bu yüzden yas, törenselleşir; acı, ritüele bağlanır. Helva, bu ritüelin en tatlı
ironisidir.
“Her
ölüm erkendir” diyen birey, kaybın öznesidir. Oysa toplum için her ölüm,
yer açan, devreden bir işlevdir. İnsan ölür, ardından dualar edilir, helva kavrulur,
taziye yapılır ve sonra... unutulur. Buradaki “ölüler de zannediyor” kısmı, sadece
bir aldanışa değil, aynı zamanda toplumsal gerçekliğin inşa ettiği aldatıcı bir
düzene işaret eder: Toplum, ölüye gösterdiği kısa süreli merasimle kendi vicdanını
rahatlatır. Bu merasim, aslında dirilerin kendi sürekliliklerini güvence altına
alma pratiğidir.
Sosyolojik
açıdan baktığımızda, ölüm bir bitişten çok bir düzenin sürmesi için gereken zorunlu
boşaltım mekanizmasıdır. Modern toplumlarda bu süreç hızlandırılmıştır: Cenaze işleri
hızla halledilir, mezar taşları sipariş edilir, ardından gündelik hayata dönüş başlar.
Ne taziye evleri ne de mezar başı ziyaretleri, ölüyle sahici bir bağ kurmaya yöneliktir
artık. Ritüel, simgesel bir borcun ödenmesidir yalnızca.
Ölüler, yaşarken
umut bağladıkları toplumsal aidiyetin ölümle de süreceğini sanırlar. Oysa toplum,
ölünün ardından yalnızca bir süreliğine duraklar. Sonra yeniden başlar: pazartesi
mesaisi, sabah trafiği, çocukların okulu, haber bültenleri… Helva, bir kez kavrulur;
sonra rafa kaldırılır.
İşin trajik
boyutu şudur: Diriler de farkında olmadan aynı yanılgıyı sürdürür. Kendi ölümlerinden
sonra da hatırlanacaklarını, isimlerinin sokaklara verileceğini, fotoğraflarının
duvarlarda kalacağını umarlar. Ancak toplumun belleği, kolektif bir unutuş mekanizmasıdır.
Yalnızca çok azı hatırlanır; o da bir sonraki kuşak bitene kadar.
Bu söz, "ölüler zannediyor" diyerek yalnızca ölünün değil, toplumun kendini avutma biçimini de açığa çıkarır. Toplumlar, ölülerini unuturken, aslında kendilerini unutur. Çünkü kim olduğunu, kimle birlikte olduğunu, kimleri toprağa gömdüğünü unutmak; belki de ayakta kalmanın en acı ama en etkili yollarından biridir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder