18 Eylül 2025 Perşembe

TOKAT MERKEZ İLÇESİNDE ENTEGRE ATIK YÖNETİMİ VE ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI AKADEMİK İNCELEME

 Sabahattin TURAN

Özet 

Tokat Merkez ilçesi, Türkiye’nin hem Karadeniz hem de İç Anadolu bölgelerinin kesişiminde yer alan, 200.000’e yakın nüfusu, tarımsal üretim kapasitesi ve kültürel yapısıyla orta ölçekli bir kenttir. Ancak artan kentleşme, küçük ölçekli sanayi faaliyetleri, üniversite öğrenci nüfusunun yoğunluğu ve tarımsal üretimden kaynaklanan biyokütle fazlası nedeniyle atık yönetimi giderek karmaşıklaşmaktadır. 

Mevcut durumda Tokat’ta kişi başına günlük atık üretimi 1,1–1,2 kg olup, yıllık yaklaşık 80.000 ton evsel katı atık oluşmaktadır. Atıkların %52’si organik, %25’i ambalaj, %5’i cam–metal, %5’i tekstil, %3’ü elektronik ve %10’u inert/özel nitelikli atıklardan meydana gelmektedir. Bu atıkların büyük bölümü karışık toplanmakta ve düzenli depolama sahasına yönlendirilmektedir. Geri dönüşüm oranı %12’nin altında kalmakta, organik atıklardan biyogaz ve kompost üretimi yapılmamaktadır. 

Çalışma, Tokat için hibrit bir entegre atık yönetim modeli geliştirmek amacıyla farklı kıtalardan seçilen 10 ülke uygulamasını incelemektedir: İsveç, Hollanda, Brezilya, Şili, Hindistan, Singapur, Kanada, Ruanda, Kenya ve Avustralya. Bu ülkelerin deneyimleri, Tokat’ın coğrafi, ekonomik ve sosyal yapısıyla karşılaştırılarak ilçeye özgü bir model önerisi oluşturulmuştur. 

Önerilen model ile 2035 yılına kadar Tokat’ın geri dönüşüm oranının %50’yi aşması, yıllık 15–18 milyon kWh biyogaz üretmesi ve 100 milyon TL’nin üzerinde ekonomik fayda yaratması öngörülmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Tokat, Entegre Atık Yönetimi, Döngüsel Ekonomi, Biyogaz, Kompost, Uluslararası Karşılaştırma, Sıfır Atık.


Abstract 

Tokat Central District, located between the Black Sea and Central Anatolia regions of Türkiye, is a medium-sized city with a population of nearly 200,000. Due to increasing urbanization, small-scale industrial activities, a dense student population, and surplus agricultural biomass, waste management in Tokat is becoming increasingly complex. 

Currently, per capita daily waste generation is 1.1–1.2 kg, corresponding to approximately 80,000 tons of municipal solid waste annually. Waste composition consists of 52% organic, 25% packaging, 5% glass-metal, 5% textiles, 3% e-waste, and 10% inert/special waste. The majority is collected mixed and sent to landfill sites. The recycling rate remains below 12%, and no systematic biogas or composting facilities exist. 

To propose a hybrid integrated waste management model for Tokat, this study examines ten international cases from different continents: Sweden, the Netherlands, Brazil, Chile, India, Singapore, Canada, Rwanda, Kenya, and Australia. Their practices are evaluated and adapted to Tokat’s local context, considering its geographic, economic, and socio-cultural characteristics. 

Findings suggest that by 2035, Tokat could achieve a recycling rate of over 50%, generate 15–18 million kWh of biogas annually, and create an economic value exceeding 100 million TRY. 

Keywords: Tokat, Integrated Waste Management, Circular Economy, Biogas, Composting, International Comparison, Zero Waste. 

1. Giriş 

1.1 Tokat’ın Coğrafi ve Sosyo-Ekonomik Profili 

Tokat, Karadeniz ve İç Anadolu geçiş kuşağında stratejik bir konuma sahiptir. Karadeniz’in nemli iklim özellikleri ile İç Anadolu’nun yarı kurak yapısını birlikte barındırması hem tarımsal çeşitlilik hem de çevresel riskler açısından özgün bir yapı yaratmaktadır. İlçede:

  • Tarım (üzüm, elma, kayısı, sebze–meyve üretimi),
  • Hayvancılık (küçükbaş ağırlıklı),
  • Küçük ölçekli sanayi siteleri,
  • Gaziosmanpaşa Üniversitesi kaynaklı öğrenci yoğunluğu
    bir arada bulunmaktadır.
     

Tokat’ın bu çeşitliliği, atık üretim profilini heterojen hale getirmektedir. Kırsal bölgelerde tarımsal yan ürünler ve hayvansal atıklar yoğunlaşırken, kentsel merkezde evsel gıda atıkları, ambalaj ve elektronik atıklar öne çıkmaktadır. 

1.2 Problem Tanımı 

Tokat’ın mevcut atık yönetimi büyük ölçüde “topla–taşı–bertaraf” mantığına dayanmaktadır. Düzenli depolama sahaları il genelinde temel bertaraf yöntemi olup, kaynağında ayrıştırma sistemleri zayıf kalmıştır. 

Başlıca sorunlar şunlardır:

  • Geri dönüşüm oranının düşük olması (%12’nin altında),
  • Organik atıkların (yıllık ~40.000 ton) biyogaz veya komposta dönüştürülmemesi,
  • Sanayi bölgelerinde lisanssız veya kontrolsüz bertaraf,
  • Üniversite ve kamu kurumlarında sıfır atık uygulamalarının sınırlı kalması,
  • Halkta ayrıştırma alışkanlığının zayıf olması,
  • Tarımsal atıkların (bağ budama artıkları, hayvansal gübre) çoğunlukla açıkta yakılması. 

Bu tablo, hem çevresel (sera gazı emisyonu, yer altı suyu kirliliği) hem de ekonomik (geri dönüştürülebilir hammaddelerin israfı, enerji üretim potansiyelinin kaybı) kayıplara yol açmaktadır. 

1.3 Çalışmanın Amacı 

Bu çalışmanın temel amacı, Tokat Merkez ilçesi için hibrit ve zonlama temelli bir entegre atık yönetimi modeli geliştirmektir. Uluslararası iyi uygulamalarla karşılaştırma yapılarak Tokat’ın özgün koşullarına uyarlanabilir politikalar önerilecektir. 

1.4 Çalışmanın Katkısı 

Türkiye’de atık yönetimi literatürü genellikle büyükşehirler veya ulusal ölçek üzerinden ele alınmaktadır. Tokat Merkez üzerine yapılacak bu çalışma, orta ölçekli bir Anadolu kentinde entegre atık yönetiminin nasıl hayata geçirilebileceğine dair akademik bir model sunması açısından literatüre katkı sağlayacaktır. 

2. Literatür Taraması 

2.1 Entegre Atık Yönetimi (EAY) Kavramsal Çerçevesi 

Entegre Atık Yönetimi (EAY), atıkların oluşumundan bertarafına kadar tüm süreci kapsayan bir yaklaşımdır. Atık hiyerarşisi genellikle şu basamaklarla tanımlanır (UNEP, 2021):

  1. Önleme
  2. Yeniden kullanım
  3. Geri dönüşüm
  4. Enerji geri kazanımı
  5. Nihai bertaraf 

Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde bu yaklaşım, döngüsel ekonomi politikalarıyla bütünleşmiştir. Türkiye’de ise 2017 tarihli Sıfır Atık Yönetmeliği ile yasal çerçeve oluşturulmuştur. 

2.2 Türkiye’de Atık Yönetimi 

Türkiye’de kişi başı günlük atık üretimi 1,1–1,2 kg’dır (TÜİK, 2024). Geri dönüşüm oranı %13–15 seviyesinde olup AB ortalamasının (%45) oldukça gerisindedir. Küçük ve orta ölçekli illerde altyapı eksiklikleri daha belirgindir. Tokat, bu tabloya uygun şekilde geri dönüşüm altyapısında kapasite yetersizliği yaşamaktadır. 

2.3 Dünyada Atık Yönetimi Modelleri – Yeni Ülke Yaklaşımları 

Tokat için farklı kıtalardan seçilmiş 10 ülke örneği aşağıda özetlenmiştir:

 

  • İsveç: Düzenli depolamayı sıfıra indirmiş, atıkların %99’unu geri kazanan ülke. → Tokat için biyogaz ve enerji üretimi.
  • Hollanda: Döngüsel ekonomi ve tarımsal atıkların yeniden üretime kazandırılması. → Tokat için bağcılık ve tarımsal atık entegrasyonu.
  • Brezilya: Atık toplayıcı kooperatifleriyle sosyal kapsayıcılık. → Tokat için kadın ve genç kooperatifleri.
  • Şili: Belediye–özel sektör ortaklığıyla kompost tesisleri. → Tokat için kamu–özel biyogaz projeleri.
  • Hindistan: Material Recovery Facility (MRF) modeli. → Tokat için orta ölçekli ayırma merkezleri.
  • Singapur: Sensörlü konteynerler ve yüksek teknoloji. → Tokat için akıllı toplama sistemleri.
  • Kanada: Organik atıkların ayrı toplanması zorunlu. → Tokat için evsel gıda atıklarının biyogaza yönlendirilmesi.
  • Ruanda: Plastik poşet yasağı + kadın kooperatifleri. → Tokat için plastik sınırlaması ve toplumsal katılım.
  • Kenya: Küçük ölçekli geri dönüşüm atölyeleri. → Tokat için genç girişimcilere destek.
  • Avustralya: “Zero Waste to Landfill” stratejisi. → Tokat için depolama bağımlılığını azaltma. 

2.4 Literatürün Tokat Bağlamında Değerlendirilmesi 

Literatür taraması göstermektedir ki Tokat için en uygun strateji hibrit ve çok aktörlü bir modeldir. Çünkü Tokat aynı anda:

  • İsveç ve Kanada örneklerinde olduğu gibi organik atık potansiyeline sahiptir,
  • Hollanda ve Şili örneklerinde olduğu gibi tarımsal üretimle güçlü bağlara sahiptir,
  • Brezilya ve Ruanda örneklerinde görülen toplumsal kooperatif temelli yaklaşımlara uygundur,
  • Singapur ve Avustralya örneklerinde olduğu gibi modernleşme ve teknoloji entegrasyonuna ihtiyaç duymaktadır. 

3. Yöntem 

Bu araştırma, Tokat Merkez ilçesi için entegre atık yönetimi modelinin oluşturulmasına yönelik karma yöntem yaklaşımına dayanmaktadır. 

3.1 Veri Kaynakları

 

  • Resmî İstatistikler: TÜİK Atık İstatistikleri (2023–2024), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı raporları.
  • Yerel Kaynaklar: Tokat Belediyesi 2023 Faaliyet Raporu, İl Özel İdaresi çevre projeleri, Tokat OSB verileri.
  • Uluslararası Kaynaklar: OECD Waste Outlook (2023), UN-Habitat Integrated Waste Management Guidelines (2021), Dünya Bankası raporları. 

3.2 Analitik Yöntem

 

  1. Atık Kompozisyonu Analizi: Tokat için kişi başı günlük 1,1–1,2 kg üretim varsayımı ile yıllık 80.000 ton evsel katı atık hesaplandı. Literatürdeki benzer orta ölçekli kentlerle karşılaştırma yapıldı.
  2. Zonlama Yaklaşımı: Tokat dört ana atık üretim zonuna ayrıldı:
    • Merkez Mahalleler: Evsel gıda ve ambalaj atıkları yoğun.
    • Kırsal Alanlar: Tarımsal üretim atıkları (bağ budama, meyve posası, hayvansal gübre).
    • Sanayi Bölgeleri: Ambalaj, metal ve tehlikeli atıklar.
    • Üniversite ve Kamu Kurumları: Eğitim-öğretim kaynaklı kağıt, plastik ve organik atıklar.
  1. Karşılaştırmalı Analiz: Seçilen 10 ülke örneği teknik kriterler (geri dönüşüm oranı, organik atık yönetimi, toplumsal katılım, teknoloji seviyesi, mevzuat gücü) üzerinden karşılaştırıldı. 
  1. Senaryo Modelleme: Tokat için 2035’e kadar üç farklı senaryo öngörüldü:
    • Mevcut Trend Senaryosu: Karışık toplama + depolama devamı.
    • Kısmi İyileştirme Senaryosu: %25 geri dönüşüm, sınırlı biyogaz tesisi.
    • Hibrit Model Senaryosu: %50+ geri dönüşüm, 15–18 milyon kWh biyogaz üretimi, RDF hattı. 

4. Tokat Merkez İlçesi Atık Profili 

4.1 Nüfus ve Mekânsal Dağılım 

  • Nüfus: ~200.000 (2024 TÜİK).
  • Yerleşim: %65 kentsel, %35 kırsal.
  • Ekonomi: Tarım (%40), hizmet (%35), sanayi (%25). 

Tokat’ın bu yapısı, atık üretiminde hem kırsal hem de kentsel özelliklerin birleşmesine yol açmaktadır. 

4.2 Atık Miktarı ve Kompozisyonu 

Kişi başı 1,1–1,2 kg/gün → yıllık ~80.000 ton evsel atık.

Dağılım: 

  • Organik: %52 → ~41.600 ton/yıl.
  • Plastik: %15 → ~12.000 ton/yıl.
  • Kağıt-karton: %10 → ~8.000 ton/yıl.
  • Cam: %4 → ~3.200 ton/yıl.
  • Metal: %3 → ~2.400 ton/yıl.
  • Tekstil/Elektronik: %6–7 → ~5.600 ton/yıl.
  • İnert/özel nitelikli: %10 → ~8.000 ton/yıl. 

4.3 Mevcut Altyapı ve Eksiklikler

  • Toplama: Karışık sistem, ayrı toplama %15’in altında.
  • Ayırma Tesisi: Saatlik 5 ton kapasite → yetersiz.
  • Kompost/Biyogaz: Yok. Tarımsal atıklar kullanılmıyor.
  • Düzenli Depolama: İl genelinde tek sahaya gönderim, Tokat merkez payı %55. 

Sonuç: Tokat’ın en büyük potansiyeli organik atıklarda olup, mevcut durumda en çok ihmal edilen alandır.

5. Uluslararası Karşılaştırmalı Analiz 

Tokat için klasik Almanya–Japonya–Kore üçlüsü yerine çeşitli kıtalardan 10 ülke örneği seçilmiştir. 

5.1 İsveç – Enerji Odaklı Model

  • Atıkların %99’u geri kazanılıyor.
  • Yakma tesisleri + biyogaz ile enerji üretimi güçlü.
  • Tokat için ders: Organik atıkların biyogaza dönüştürülmesi, RDF hattı kurulması. 

5.2 Hollanda – Döngüsel Ekonomi

  • İnşaat ve tarımsal atıkların %80’i geri kazanılıyor.
  • Tokat için ders: Bağ budama, hayvansal gübre gibi tarımsal atıkların kompost ve biyoyakıta dönüşümü. 

5.3 Brezilya – Kooperatif Sistemi

  • “Catadores” kooperatifleri geri dönüşümün belkemiği.
  • Tokat için ders: Kadın/çiftçi kooperatifleri ile sosyal kapsayıcı geri dönüşüm. 

5.4 Şili – Kamu–Özel Ortaklığı

  • Kompost tesisleri belediye + özel sektör işbirliğiyle kuruluyor.
  • Tokat için ders: Belediyenin öncülüğünde yatırımcı çekilerek biyogaz tesisi. 

5.5 Hindistan – Ayırma Merkezleri (MRF)

  • Orta ölçekli tesisler (5–20 ton/saat).
  • Tokat için ders: 5–10 ton/saat kapasiteli merkezler, kırsal + kentsel atıkları ayrıştırmak için ideal. 

5.6 Singapur – Akıllı Konteynerler

  • Alan kısıtı nedeniyle sensörlü konteynerler, rota optimizasyonu.
  • Tokat için ders: Şehir merkezinde sensörlü konteyner + dijital takip. 

5.7 Kanada – Organik Atık Ayrıştırması

  • Organik atıkların ayrı toplanması zorunlu.
  • Tokat için ders: Pazar yerleri ve hanelerde gıda atıklarının ayrı toplanması. 

5.8 Ruanda – Plastik Poşet Yasağı

  • 2008’den beri plastik poşet yasak. Kadın kooperatifleri aktif.
  • Tokat için ders: Tek kullanımlık plastik kısıtlamaları + kadın istihdamı. 

5.9 Kenya – Küçük Ölçekli Atölyeler

  • Geri dönüşümde genç girişimcilerin kurduğu atölyeler öne çıkıyor.
  • Tokat için ders: Gençler için düşük maliyetli geri dönüşüm girişimleri. 

5.10 Avustralya – Zero Waste to Landfill

  • Depolamayı sıfırlamaya yönelik politika.
  • Tokat için ders: Depolamaya bağımlılığı azaltacak enerji odaklı tesisler.

6. Karşılaştırmalı Tablo


Ülke

Geri Dönüşüm Oranı

Öne Çıkan Uygulama

Tokat İçin Uyarlama

İsveç

%99

Enerji üretimi (yakma+biogaz)

Organik atık → biyogaz

Hollanda

%65

Döngüsel ekonomi

Tarımsal atık geri kazanımı

Brezilya

%30

Kooperatif sistemi

Kadın/çiftçi kooperatifleri

Şili

%40

Kamu–özel kompost tesisleri

Belediyeli biyogaz yatırımı

Hindistan

%25

MRF ayırma merkezleri

5–10 ton/saat tesis

Singapur

%60

Akıllı konteynerler

Sensörlü konteyner sistemi

Kanada

%50

Organik atık ayrıştırması

Pazar yerlerinde ayrı toplama

Ruanda

%35

Plastik poşet yasağı

Plastik kısıtlamaları

Kenya

%20

Küçük atölyeler

Genç girişimcilere destek

Avustralya

%55

Zero Waste to Landfill

RDF + enerji üretimi

7. SWOT Analizi – Tokat Merkez İlçesi Atık Yönetimi 

7.1 Güçlü Yönler

  • Tarımsal Potansiyel: Tokat, bağcılık, sebzecilik ve meyvecilik açısından Türkiye’nin önde gelen illerinden biridir. Yıllık 40.000 tonun üzerindeki organik atık, biyogaz ve kompost üretimi için güçlü bir hammadde kaynağıdır.
  • Üniversite Varlığı: Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ar-Ge çalışmaları, çevre mühendisliği programları ve öğrenci toplulukları aracılığıyla sıfır atık uygulamalarının yaygınlaşmasında avantaj sağlar.
  • Kültürel ve Sosyal Yapı: Tokat’ta güçlü bir kooperatifçilik kültürü (özellikle tarım ve kadın kooperatifleri) mevcuttur. Bu, Brezilya ve Ruanda modellerinde olduğu gibi atık yönetiminde toplumsal katılım için fırsat yaratır.
  • Sıfır Atık Politikası: Türkiye genelinde yürütülen sıfır atık hareketi, Tokat için ulusal destek ve fon mekanizmaları sağlar. 

7.2 Zayıf Yönler

  • Altyapı Eksiklikleri: Ayrıştırma tesisi kapasitesi yetersizdir (5 ton/saat). Organik atık için biyogaz veya kompost tesisi yoktur.
  • Halk Bilinci: Ayrıştırma alışkanlığı düşük, atıkların %80’den fazlası karışık toplanmaktadır.
  • Sanayi Atıkları: Organize Sanayi Bölgesi’nde lisanssız bertaraf girişimleri ve geri dönüşüm zincirine dahil edilmeyen tehlikeli atıklar mevcuttur.
  • Mali Kısıtlar: Belediyenin atık yatırımlarında bütçe sıkıntısı bulunmaktadır. 

7.3 Fırsatlar

  • Uluslararası Fonlar: AB IPA projeleri, Dünya Bankası, UNDP gibi kurumların atık yönetimi hibeleri Tokat için finansman kaynağı olabilir.
  • Teknoloji Transferi: Singapur, İsveç ve Kanada gibi ülkelerle yapılacak işbirlikleri teknoloji transferi imkanı yaratır.
  • Yerel İş Gücü: Atık yönetimi sektörü, özellikle kırsal bölgelerde gençler ve kadınlar için yeni istihdam alanları oluşturabilir.
  • Turizm ve İmaj: Temiz şehir algısı, Tokat’ın kültürel ve doğal turizmini güçlendirebilir. 

7.4 Tehditler

  • İklim Değişikliği: Kuraklık ve tarımsal üretimde azalma, organik atık miktarlarında dalgalanmalara yol açabilir.
  • Göç ve Nüfus Baskısı: Özellikle kırsal bölgelerden merkeze göç, atık toplama kapasitesini zorlayabilir.
  • Sosyal Direnç: Ayrıştırma ve yeni atık toplama alışkanlıkları başlangıçta halk tarafından dirençle karşılanabilir.
  • Yasal Uyum Sorunları: Lisanssız geri dönüşüm atölyeleri, kayıt dışı faaliyetlerle sistemi zayıflatabilir. 

8. Politika Önerileri 

Tokat Merkez için önerilen entegre atık yönetimi modeli, kısa, orta ve uzun vadeli aşamalarla hayata geçirilebilir. 

8.1 Kısa Vadeli Stratejiler (1–3 Yıl)

  • Kaynağında Ayrıştırma Pilot Bölgeleri: Merkez mahallelerde organik ve ambalaj atıkları için ayrı konteynerler konumlandırılmalı.
  • Kamu Kurumlarında Zorunlu Ayrıştırma: Belediyeler, okullar, üniversite ve hastanelerde sıfır atık uygulamaları denetlenmeli.
  • Halk Bilinçlendirme Kampanyaları: Kadın kooperatifleri, muhtarlar ve gençlik örgütleriyle birlikte toplumsal farkındalık artırılmalı.
  • Kooperatifleşme Teşviki: Brezilya modeline benzer şekilde geri dönüşüm kooperatifleri kurulmalı, özellikle kadın ve genç girişimciler desteklenmeli. 

8.2 Orta Vadeli Stratejiler (3–7 Yıl)

  • Biyogaz Tesisi: Yıllık 20.000–25.000 ton organik atığı işleyebilecek kapasitede bir tesis kurulmalı. Bu tesis yılda yaklaşık 12–15 milyon kWh elektrik üretebilir.
  • Kompost Tesisi: Tarımsal atıklardan organik gübre elde edilmeli. Bu gübre, Tokat’ın bağcılık ve sebze üretiminde kullanılabilir.
  • Ayırma Merkezleri (MRF): Hindistan modeline benzer şekilde 5–10 ton/saat kapasiteli tesisler merkez ve kırsal bölgelerde kurulmalı.
  • Sensörlü Konteynerler: Singapur modeli örnek alınarak şehir merkezinde rota optimizasyonu sağlanmalı. 

8.3 Uzun Vadeli Stratejiler (7–15 Yıl)

  • Entegre Atık Yönetim Kampüsü:
    • Büyük kapasiteli ayırma tesisi (50.000 ton/yıl).
    • RDF (Refuse-Derived Fuel) üretim hattı.
    • Geniş ölçekli biyogaz tesisi.
    • Eğitim ve Ar-Ge merkezi (Gaziosmanpaşa Üniversitesi işbirliğiyle).
  • Zero Waste to Landfill Hedefi: Avustralya modeline benzer şekilde düzenli depolamaya gönderilen atık oranı %10’un altına indirilmeli.
  • Dijital Yönetim: RFID çipli konteynerler, online raporlama, yapay zekâ destekli rota planlama sistemleri entegre edilmeli.
  • Uluslararası İşbirlikleri: İsveç ile biyogaz teknolojisi, Hollanda ile döngüsel ekonomi, Kanada ile organik atık ayrıştırması konusunda bilgi transferi yapılmalı. 

9. Tokat 2035 Vizyonu 

Tokat Merkez için önerilen modelin 2035’e kadar ulaşabileceği hedefler şunlardır:

  • Geri Dönüşüm Oranı: %12’den %50’nin üzerine çıkarılması.
  • Biyogaz Üretimi: Yıllık 15–18 milyon kWh enerji üretimi.
  • Kompost Üretimi: Yılda 10.000 ton organik gübre üretimi.
  • Ekonomik Fayda: Atık yönetiminden yıllık 100 milyon TL’nin üzerinde ekonomik değer yaratımı.
  • İstihdam: 500’den fazla doğrudan, 1500’den fazla dolaylı istihdam.
  • Çevresel Kazanım: Düzenli depolamaya giden atık miktarının %70 azaltılması, sera gazı salımında yılda 50.000 ton CO₂ eşdeğeri düşüş.
  • Toplumsal Katılım: Kooperatifler aracılığıyla 1000’den fazla ailenin geri dönüşüm sistemine entegre edilmesi. 

Tokat 2035 vizyonu, yalnızca bir atık yönetimi stratejisi değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma, sosyal kapsayıcılık ve çevresel sürdürülebilirlik programı olarak görülmelidir. 

10. Sonuç ve Tartışma 

Tokat Merkez ilçesi, coğrafi ve sosyo-ekonomik yapısı gereği karma atık üretim profiline sahip bir bölgedir. Kırsal alanlarda tarımsal atıkların, şehir merkezinde evsel ve ambalaj atıklarının, sanayi bölgelerinde ise özel nitelikli atıkların yoğunluğu görülmektedir. 

Uluslararası örnekler göstermektedir ki:

  • İsveç ve Kanada modelleri organik atıkların enerjiye dönüştürülmesinde,
  • Hollanda ve Şili modelleri tarımsal üretim ve döngüsel ekonomide,
  • Brezilya ve Ruanda modelleri toplumsal katılım ve kooperatifleşmede,
  • Singapur ve Avustralya modelleri teknoloji ve politika entegrasyonunda,
    Tokat için yol gösterici olabilir.
     

Bu bağlamda Tokat için önerilen hibrit model:

  • Organik atıklar → biyogaz + kompost,
  • Ambalaj atıkları → kooperatif destekli toplama ve geri dönüşüm,
  • Kentsel merkez → akıllı konteyner + rota optimizasyonu,
  • Sanayi bölgeleri → lisanslı özel tesislerle kontrol,
  • Eğitim kurumları → bilinçlendirme ve sıfır atık öncülüğü,
    şeklinde yapılandırılmalıdır.
     

Sonuç olarak: Tokat’ın atık yönetimi ekonomik değer üreten, çevresel sürdürülebilirliği artıran, sosyal katılımı güçlendiren bir modele dönüşebilir. 

11. Kaynakça

 

  • European Environment Agency (EEA). (2023). Municipal waste management across European countries. Copenhagen: EEA.
  • OECD. (2022). Waste policy indicators 2022. Paris: OECD Publishing.
  • UNEP. (2021). Integrated Solid Waste Management Guidelines. Nairobi: United Nations Environment Programme.
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2024). Belediye Atık İstatistikleri 2023. Ankara: TÜİK Yayınları.
  • T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2023). Sıfır Atık Projesi 5 Yıl Değerlendirme Raporu. Ankara: ÇŞİDB.
  • World Bank. (2021). What a Waste 2.0: A Global Snapshot of Solid Waste Management to 2050. Washington, DC: World Bank.
  • Ruanda Environmental Management Authority (REMA). (2020). Plastic Ban Impact Report. Kigali.
  • Ministry of Environment and Water Resources, Singapore. (2022). Waste Management and Recycling in Singapore. Singapore.
  • Swedish Waste Management Association. (2021). Avfall Sverige Annual Report. Stockholm.
  • Government of Canada. (2021). Organic Waste Diversion Strategies. Ottawa: Environment and Climate Change Canada.
  • Government of the Netherlands. (2020). Circular Economy Implementation Report. The Hague.
  • Government of Chile. (2019). National Composting and Organic Waste Policy. Santiago. 

12. Görsel ve İnfografik Önerileri

 

  1. Tokat Merkez Atık Kompozisyonu Çember Grafiği
    • Organik (%52), Plastik (%15), Kağıt (%10), Cam (%4), Metal (%3), Tekstil/Elektronik (%6–7), İnert/Özel (%10). 

 

  1. Zonlama Haritası (3D)
    • Merkez mahalleler: Evsel + ambalaj atıkları.
    • Kırsal: Tarımsal + hayvansal atıklar.
    • Sanayi: Ambalaj + tehlikeli atıklar.
    • Üniversite/kamu kurumları: Kâğıt + plastik + organik. 

 

  1. Uluslararası Karşılaştırma Tablosu (Renkli Infografik)
    • 10 ülke ve Tokat karşılaştırmalı sütun grafiği: geri dönüşüm oranı, öne çıkan uygulama, Tokat’a uyarlama.  


  1. SWOT Matrisi (4 bölmeli renkli kutu)
    • Güçlü yönler (yeşil), Zayıf yönler (kırmızı), Fırsatlar (mavi), Tehditler (turuncu).

 

 

  1. Tokat 2035 Vizyonu Yol Haritası
    • 2025: Kaynağında ayrıştırma pilotları.
    • 2028: Biyogaz ve kompost tesisi.
    • 2032: Entegre Atık Yönetim Kampüsü.
    • 2035: Zero Waste to Landfill hedefi.

16 Eylül 2025 Salı

ATIK SONRASI ŞEHİR-ATIKTAN SONRAKİ HAYAT

 Sabahattin TURAN

 

Her sabah işe giderken önümden geçen atık konteyneri, bana yalnızca kötü bir koku bırakmıyor; aynı zamanda bir soru da bırakıyor: Biz hâlâ neden atık üretiyoruz? Atıklerin etrafında dolaşırken, şehirlerin görünmez hafızasına bakıyormuş gibi hissediyorum. Çünkü atık, sadece maddenin fazlası değil, aynı zamanda bizim tüketim alışkanlıklarımızın, arzularımızın ve hatalarımızın sessiz tanığıdır. 

Dünya Bankası’nın 2018 tarihli What a Waste 2.0 raporuna göre, 2050’ye kadar küresel atık miktarı %70 artacak. Bu artış, yalnızca çevresel bir yük değil; aynı zamanda sosyolojik bir krizin de habercisi. Çünkü atık, aslında insanın kendini tüketim üzerinden tanımlamasının yan ürünüdür. Eğer biz bu tanımı değiştiremezsek, atık dağları büyürken insanlık küçülecek. 

Bugün apartmanlarımızda var olan “atık odaları”nı düşünün. Karanlık, kokulu, kimsenin görmek istemediği mekânlar… Aslında modern kent kültürünün gizlediği utanç odalarıdır bunlar. Atık Sonrası Şehir’de ise bu odalar yeniden isimlendirilir: Kaynak odası. 

Burada atık, artık bertaraf edilmesi gereken bir yük değil, doğrudan tasarım girdisi olarak kabul edilir. Plastik şişe, üç boyutlu baskı için granül hammaddesi olur. Organik atık, biyogaza ve komposta dönüşür. Elektronik atık, tamir atölyelerine gönderilerek yeniden hayata döner. 

Bu basit isim değişikliği, aslında bir zihniyet devrimidir. “Atık odası” gizlemeyi, “kaynak odası” ise sahiplenmeyi simgeler. Kentin mimarisi artık tüketimin değil, dönüşümün mekânsal karşılığı olur. 

Avrupa Birliği, 2020’de açıkladığı Döngüsel Ekonomi Eylem Planı’nda, üretim süreçlerinin ikincil hammaddelerle desteklenmesini bir gereklilik olarak sundu. Atık Sonrası Şehir, bu adımı daha da ileri taşır: Üretim zincirlerinin en az %30’u ikincil hammaddeye dayanacaktır.


Bu zorunluluk ekonomiyi kökten değiştirir:

  • Atık toplayıcıları artık görünmez işçiler değil, şehrin stratejik hammadde sağlayıcılarıdır.
  • Belediyeler, bertaraf eden değil, hammadde piyasasını yöneten aktörlere dönüşür.
  • Atık, maliyet kalemi olmaktan çıkar, değer üreten ekonomik enstrüman haline gelir. 

Sosyolojik açıdan da bu, kentte yeni bir sınıfsal rol yaratır. Atıkla temas edenler artık marjinal değil; tam tersine geleceğin ekonomisinin öncüleri olur. 

Atık, aslında sosyolojinin de en açık göstergelerinden biridir. Zygmunt Bauman’ın dediği gibi, “modernlik atık üretme kapasitesiyle ölçülür.” Atık Sonrası Şehir’de bu denklem tersine çevrilir: Değer, üretilen atığın azalmasıyla ölçülür. 

Bu şehirde tüketim alışkanlıkları kökten değişir:

  • Yeni almak yerine, “devamını kullanmak” kültürü gelişir.
  • Çocuklar okul kitaplarında atık kavramını değil, kaynak kavramını öğrenir.
  • Tüketim üzerinden değil, dönüşüm üzerinden sosyal prestij inşa edilir.

Eskiden atığı değerlendirmek yoksulların mecburiyeti iken, Atık Sonrası Şehir’de bu, bilinçli bir tercihin simgesi olur. Sosyolojik prestij artık “en çok tüketende” değil, en az atık üretende yoğunlaşır. 

Türkiye’de 2017’de başlatılan Sıfır Atık Projesi, kaynağında ayrıştırma konusunda önemli bir adımdı. Fakat Atık Sonrası Şehir, sıfır atığı yalnızca hedef olmaktan çıkarır, yaşam normuna dönüştürür. 

Düzenli depolama sahaları tarihe karışır. Atık kamyonlarının yönü artık çöplüklere değil, enerji parklarına, biyogaz tesislerine, kompost çiftliklerine çevrilir. Şehrin çeperindeki atık dağlarının yerini, yeşil koridorlar ve enerji bahçeleri alır. Böylece sıfır atık, yalnızca çevreci bir söylem değil, şehir hayatının doğal akışı olur. 

“Atık Sonrası Şehir” aslında teknik bir plan değil, bir yüzleşme çağrısıdır. Çünkü atık yalnızca plastik ya da organik fazlalık değil; aynı zamanda insanın kendi tüketim fazlasıdır. O fazlalığı yönetmenin tek yolu, şehirleri değil, kendimizi dönüştürmektir. 

Benim kanaatim şu: Atığın olmadığı bir şehir ütopya değil, insanlığın önünde duran zorunlu bir gelecektir. Bu şehir, temiz bir çevreden daha fazlasını vaat eder. Daha adil, bilinçli ve sürdürülebilir bir toplumu. 

Belki de en önemlisi, bize şunu söyler: Atık, utanç değil; yeni bir başlangıcın ilk malzemesidir.

Kaynaklar

  • World Bank (2018). What a Waste 2.0: A Global Snapshot of Solid Waste Management to 2050.
  • European Commission (2020). Circular Economy Action Plan. Brussels.
  • Bauman, Z. (2004). Wasted Lives: Modernity and Its Outcasts.
  • T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (2017). Sıfır Atık Yönetim Sistemi.

14 Eylül 2025 Pazar

DÖNGÜSEL PAZARLAR

 Atığın Sosyal Hayata Dönüşü 

Sabahattin TURAN

 

Her hafta mahallemin pazarına uğradığımda aynı manzarayla karşılaşıyorum: Yere saçılmış naylon poşetler, çöpe giden ezilmiş domatesler, kabuklar, plastik şişeler… Oysa pazar yerleri, tarih boyunca sadece alışverişin değil, bir kültürün ve sosyalliğin mekânı oldu. Annelerimizin filesi, babalarımızın pazarlık sesleri, çocukların renkli tezgâhların etrafında koşuşturması… Hepsi pazarın hafızasında saklı. Bugünse bu hafızanın üstünü, her hafta tonlarca atık örtüyor. 

İşte tam burada “Döngüsel Pazarlar” fikri devreye giriyor. Bir pazar düşünün ki, çöp üretmesin; her atığı yeniden hayat versin. 

Döngüsel Pazar’da her tezgâh aynı zamanda bir dönüşüm durağıdır. 

  • Çiftçi, satamadığı ya da fire veren sebze-meyvesini komposta çevirir ve gübre olarak tüketiciye geri sunar.
  • Tüketici, yanında getirdiği kavanozu ya da şişeyi doldurtur; ambalaj artık çöp değil, dolaşımda kalan bir kap olur.
  • Kullanılmayan tekstil ya da eşya, tezgâhın bir köşesinde “onarma ve takas masasına” bırakılır. 

Bu sistemde atık yoktur, yalnızca farklı formlarda kaynağa dönüşmüş malzeme vardır.


Avrupa Komisyonu’nun Döngüsel Ekonomi Eylem Planı (2020), kaynakların verimli kullanımını sürdürülebilirlik için temel strateji olarak tanımlar. Döngüsel Pazar, bu stratejiyi somut ve gündelik hayata taşır. 

Burada ekonomi yalnızca “ne kadar satıldı?” sorusuyla ölçülmez. Yeni ölçüt, “ne kadar döndü?” sorusudur. Pazar, bir mikro döngüsel ekonomi sistemine dönüşür: 

  • Sebze artığı → kompost → yeniden tarla
  • Plastik şişe → yeniden dolum → yeniden kullanım
  • Eşya → onarım → yeni bir kullanıcı 

Böylece pazar, üretim-tüketim zincirinden çok daha fazlasını temsil eder: kendi kendine yeten bir dönüşüm ekosistemi. 

Pazar kültürü, toplumların sosyolojik damarında derin bir yere sahiptir. Döngüsel Pazar bu damarı yeniden işler.

  • Fileyle pazara gitmek, yalnızca nostaljik bir alışkanlık değil, bilinçli bir çevresel tercih olur.
  • Ambalajını geri getiren tüketici, tasarruf eden değil, dönüşümün aktörü olarak görülür.
  • Kompost gübre alan çiftçi, yalnızca ürününü yetiştirmez; aynı zamanda atığını kültürel hafızaya dönüştürür. 

Sosyolojik açıdan bu, tüketicinin kimliğini dönüştürür. Eskiden “çok alan” güçlü tüketici iken, Döngüsel Pazar’da az atık üreten saygın tüketiciye dönüşür. 

Benim için bu fikir yalnızca teorik değil, kişisel bir özlem. Çocukken annemle pazara gittiğimde, fileye doldurduğumuz sebzeler eve dönüş yolunda bana ağır gelirdi. Ama o file, yalnızca ağırlık değil, sürdürülebilir bir kültürün işaretiydi. Bugün pazarda naylon torbalara bakarken, o günleri hatırlıyorum. Ve düşünüyorum: Belki de Döngüsel Pazar, bizim geçmişte unuttuğumuz bilinci yeniden canlandırabilir. 

Döngüsel Pazar, teknik bir sıfır atık modeli değil; toplumsal bir hafıza tazelenmesidir. Çünkü pazar, yalnızca alışveriş değil; kuşakların buluştuğu, kültürlerin aktarıldığı bir mekândır. Eğer pazar yerinde atık dönüştürülürse, toplumun kendisi de dönüşebilir. 

Belki de geleceğin sıfır atık toplumları, laboratuvarlardan değil; pazarlardan doğacak. 

Kaynaklar 

  • World Bank. (2018). What a Waste 2.0: A Global Snapshot of Solid Waste Management to 2050. Washington, DC: World Bank Publications.
  • European Commission. (2020). Circular Economy Action Plan: For a cleaner and more competitive Europe. Brussels: European Union.
  • Bauman, Z. (2004). Wasted Lives: Modernity and Its Outcasts. Cambridge: Polity Press.
  • Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2017). Sıfır Atık Yönetim Sistemi Uygulama Rehberi. Ankara.
  • UNEP (United Nations Environment Programme). (2021). Food Waste Index Report 2021. Nairobi: United Nations.
  • OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development). (2022). Global Material Resources Outlook to 2060. Paris: OECD Publishing.
  • Geissdoerfer, M., Savaget, P., Bocken, N. M. P., & Hultink, E. J. (2017). “The Circular Economy – A new sustainability paradigm?” Journal of Cleaner Production, 143, 757–768.
  • Ghisellini, P., Cialani, C., & Ulgiati, S. (2016). “A review on circular economy: the expected transition to a balanced interplay of environmental and economic systems.” Journal of Cleaner Production, 114, 11–32.

11 Eylül 2025 Perşembe

HAKİKATİN PARÇALANMASI VE ZALİMLERE MEYİL

 İnsanın İçsel Çatışmasına Dair Derin Bir Deneme

Sabahattin TURAN

 

Ø  “Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” (Bakara Suresi 2/85)

Ø  “Hakkı bâtıl ile karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin.” (Bakara Suresi 2/42)

Ø  “Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizleyen ve onu az bir bedele satanlar var ya, onların karınlarına doldurdukları ateşten başka bir şey değildir.” (Bakara Suresi 2/174)

Ø  “Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler.” (Nisâ Suresi 4/46)

Ø  “Allah’a ve peygamberlerine iman edenler… ‘Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz’ diyenler; işte onlar gerçek kâfirlerdir.” (Nisâ Suresi 4/150-151)

Ø  “Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide Suresi 5/44)

Ø  “Zalimlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur.” (Hûd Suresi 11/113)

Kur’ân’ın birçok ayeti, insanın ilahi mesajı bütünlüğünden koparma eğilimine dikkat çeker. Bakara Suresi 2/85, “Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr” edenleri uyarırken, aslında insanın seçmeci vicdanını teşhis eder. Burada sorun sadece inkâr değil, imanı araçsallaştırmadır: insanın işine gelen kısmı alıp, işine gelmeyeni bırakması. 

Bu tutum, Bakara Suresi 2/42’deki “hakkı bâtıl ile karıştırmayın” emriyle tamamlanır. Hakikati bükmek, bazen açık inkâr değil, karıştırma ve gizleme yoluyla gerçekleşir. Yani hakikat, sadece terk edilmez; bazen süslenir, perdelenir, bozulur. 

Bakara Suresi 2/174’te bu eğilimin arkasındaki motivasyon açığa çıkar: dünyevî menfaat. İlahi mesajı az bir bedel karşılığında satmak, sadece dönemin din adamlarının sorunu değil; bugün de bilgi, ahlak ve adalet karşısında çıkarı öne çıkarmanın bir yansımasıdır. 

Nisâ Suresi 4/46’daki “kelimeleri yerinden kaydırma” ifadesi, sadece literal bir tahrifi değil, aynı zamanda yorumun niyetle bozulmasını da gösterir. Hakikati değiştirmek bazen kalemi oynatmakla değil, anlam kaydırmasıyla olur. 

Nisâ Suresi 4/150-151’de ise iman üzerinden bir seçmecilik eleştirilir: “Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz” diyenler. Burada hakikatin parçalanması, bir inanç stratejisine dönüşmüştür. Yani iman bile kendi işine gelenle sınırlandırılır. 

Mâide Suresi 5/44, bu sürecin toplumsal yansımasını çizer: Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler. Hakikati parçalayan bireysel vicdan, sonunda adalet mekanizmalarını da parçalar. Böylece zulüm kurumsallaşır. 

Hûd Suresi 11/113’teki uyarı, bu ayetlerin tamamının sonuç cümlesi gibidir: “Zalimlere meyletmeyin.” İlahi hükümlerin parçalanması, en sonunda insanı zulme yakınlaştırır. Çünkü parçalanmış vicdan, artık zulme karşı güçlü bir direnç gösteremez. Meyil, doğrudan zulme katılmak değil, zulmün yakınında durmak, ona alan açmak, sessiz kalmak, alışmak demektir. Bu yüzden ayetteki tehdit, sadece zalime değil, zalime meyledene yöneliktir. 

Bütün bu ayetler, tek bir ahlâkî uyarıda buluşur: Hakikati parçalayarak veya eğip bükerek menfaate alet etmek, insanı zalimin yanında konumlandırır.

  • Bakara Suresi 2/42, 2/174: Hakikati gizleme ve satma → Hakikatin araçsallaştırılması.
  • Nisâ Suresi 4/46, 4/150-151: Kelimeleri kaydırma, seçmeci iman → İlahi mesajın parçalanması.
  • Mâide Suresi 5/44: İlahi hükmün terk edilmesi → Adaletin bozulması.
  • Hûd Suresi 11/113: Zulme meyil → Sessiz ortaklık. 

Bu zincirin sonunda ortaya çıkan gerçek şudur: Hakikati araçsallaştıran, zulme ortak olur. 

Modern bağlamda bu ayetlerin dili, sadece bir teolojik uyarı değil, etik bir manifestodur:

  • Kurumlarda hukuku “işimize gelen” şekilde uygulamak,
  • Sosyal ilişkilerde adaleti çıkar gözeterek eğip bükmek,
  • Bilgiyi doğru bildiğimiz halde gizlemek,
  • Zalimden doğrudan yana olmasak da ona “normallik” alanı açmak… 

Bunların hepsi, “seçmeci itaat” ile “zalime meyil”in modern karşılıklarıdır. 

Kur’ân’ın uyarıları, sadece bir dinî öğüt değil, aynı zamanda insanlığın vicdan atlasına işlenmiş metafizik işaretlerdir. Hakikati bölmek, Kitab’ı parçalayarak “işimize gelen” hükümleri almak ve diğerlerini görmezden gelmek, aslında insanın kendi kalbini lime lime etmesidir. İnsanın ruhu, parçalanmış bir hakikati taşıyamaz; çünkü hakikat ya bütündür ya da yoktur. İman, pazarlık masasında bölünecek bir mal değil; insanın varlığını kuşatan, bütünlüğüyle kabul edilmedikçe ruhu ayakta tutmayan ilahi nefesin kendisidir. O nefesi parçalayan, kendi nefesini kısar. 

Ve sonra, bu parçalanmış vicdan zalime meyleder. Zalim, sadece zorbalığıyla değil, sessiz çoğunluğun gölgesiyle de güç bulur. Bir tebessüm, bir imza, bir suskunluk… Hepsi, zulmün görünmez tuğlalarıdır. Hûd suresindeki uyarı, işte bu görünmezliği görünür kılar: “Zalimlere meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur.” Çünkü ateş sadece celladın kamçısından değil, seyircinin sessizliğinden de doğar. Zulüm, yalnızca zorbalığın çığlığı değil, aynı zamanda kalabalığın sükûnetidir. 

Kur’ân’ın ayetleri, Bakara’dan Nisâ’ya, Mâide’den Hûd’a kadar tek bir hakikati haykırır: Hakikati menfaat uğruna eğip bükmek, zulmün ilk adımıdır; zulme en küçük yakınlık ise insanı ateşe mahkûm eder. Bu ateş, sadece uhrevî bir azap değil; aynı zamanda dünyada vicdanı kavuran, ruhu karartan, toplumu çürüten bir yangındır. Zira zulüm, evvela insanın içinde başlar; hakikati bölerek, adaleti erteleyerek, vicdanı susturarak. 

O halde bu ayetlerin sesi, her çağda insana aynı çağrıyı yapar: Hakikati bütünüyle kabul et ki kalbin parçalanmasın; zalime mesafe koy ki ruhun yanmasın. Çünkü hakikatin bütünlüğü, insanı diri kılar; zulme mesafe, toplumu ayakta tutar. İnsanın gerçek imtihanı, çıkarın ve konforun aldatıcı sesine kapılmadan, ateşin gölgesine meyletmeden, vicdanın saf çizgisinde kalabilmektir. Kur’ân’ın bütün uyarıları, işte bu saf çizginin etrafına örülmüş bir vicdan surudur. 

Özetle: Hakikati parçalayan da zalime meyleden de aynı ateşin tehdidine muhataptır. Çünkü ateş, yalnız zulmün fiilini değil, zulmün lojistiğini sağlayan her tavizi de yakar. 

📌 Son cümle: İnsanın imtihanı, hakikati bütün kabul etmek ve zulme en küçük yakınlığı bile reddetmektir. Çünkü Kur’ân’ın diliyle, “kitabı bölmek vicdanı böler, zalime meyletmek kalbi yakar.”

MEMENTO MORİ “ÖLECEĞİNİ HATIRLA”

  Sosyolojik Bir Deneme Sabahattin TURAN   Toplumların kendilerini nasıl kurduklarını anlamanın ince yollarından biri, onların ölümle ku...